Icerige atla
Genel 📰 55/100

Eyüp Peygamber: İyi İnsanlar Neden Acı Çeker?

Eyüp Peygamber: İyi İnsanlar Neden Acı Çeker?
Malta'da dil eğitimi alırken çalışma hakkınız da var, biliyor muydunuz? Detaylar →

İnsanlık var olduğundan beri şu soruyu soruyor: Çocuklar neden ölüyor? Neden ağır hastalıklar iyi insanları vuruyor? Neden dürüstler bazen her şeyini kaybederken, haksızlar başarılı görünüyor? Bu sadece felsefi bir soru değil. Hastane odasında, mezarlıkta, işini kaybettikten sonra, bir arkadaşın ihanetine uğradığında ya da aile dağıldığında insanın sorduğu soru bu. İşte bu, İncil'in en güçlü kitaplarından biri olan Eyüp'ün hikayesidir.

Her Şeye Sahip Olan Adam
Eyüp günahkar değildi. Tam tersine. İncil onu 'kusursuz, doğru, Tanrı'dan korkan ve kötülükten kaçınan' bir adam olarak tanımlar. Zengindi. Geniş bir ailesi, saygınlığı, malı mülkü ve huzuru vardı. Hayatı, Tanrı'nın bir lütfu gibi görünüyordu. Ama her şey bir anda tersine döndü. Şeytan onu yıkmak istediğinde, Tanrı Eyüp'ün sadakatine ve iyiliğine güvenerek araya girdi ve 'Canına dokunma' dedi. Haydutlar sürülerine saldırdı. Çocuklarının kutlama yaptığı ev çöktü. Bütün oğulları ve kızları öldü. Ardından Eyüp'ün kendisi ağır hastalandı. Vücudu acılı yaralarla kaplandı. Saygın bir önderden, kül yığını üzerinde oturan ve yaralarını kırık bir çömlek parçasıyla kazıyan bir adama dönüştü. İşte o zaman bugün bile gücüyle hayranlık uyandıran sözler duyuldu: 'Rab verdi, Rab aldı; Rab'bin adı mübarek olsun.'

Kolay Açıklamalar
Eyüp'ün yanına üç arkadaşı geldi. Teselli yerine hazır cevaplar getirdiler. Onlara göre acı çekmek her zaman bir cezaydı. Madem acı çekiyorsun, mutlaka kötü bir şey yapmışsındır. Bu mantıklıydı ama doğru değildi. Eyüp böyle bir trajediyi haklı çıkaracak kötülük yapmadığını biliyordu. Güçlüymüş gibi davranmadı. Ağladı. Tartıştı. Tanrı'ya neden diye sordu. Kitaptaki en şaşırtıcı şeylerden biri budur; İncil soru sormayı yasaklamaz. Acısıyla boğuşan ve umutsuzluğunu gizlemeyen bir adamı gösterir.

Tanrı Konuştuğunda
Uzun bir sessizlikten sonra Rab yanıt verdi. Ama beklediğimiz gibi değil. Eyüp'ün çocuklarının neden öldüğünü açıklamadı. Hastalığının sebebini söylemedi. Bir dizi argüman sıralamadı. Bunun yerine sorular sordu: 'Ben dünyanın temellerini atarken sen neredeydin? Sabahın doğmasını emredebilir misin? Yaratılışın bütün sırlarını biliyor musun?' İlk bakışta bu bir yanıt değil gibi görünüyor, ama aslında öyle. İnsan hikayenin sadece bir sayfasını görür. Tanrı kitabın tamamını görür.

En Büyük Hata

Eyüp'ün kitabı yaygın bir inancı yıkar: Her acının bir ceza olduğu düşüncesini. İsa'nın kendisi daha sonra, öğrencileri doğuştan kör bir adam hakkında 'Kim günah işledi, bu adam mı yoksa anne babası mı?' diye sorduğunda benzer bir şey söyler. Yanıt nettir: 'Ne bu adam, ne de anne babası.' Böylece Yeni Ahit, Eyüp'ün mesajını doğrular. Her acı, kişisel bir günahın sonucu değildir.

Peki Tanrı Acıya Neden İzin Veriyor?
Bu, inancın en büyük sırlarından biri olmaya devam ediyor. Hristiyanlık basit bir formül vermiyor. Her trajedinin kolay bir açıklaması olduğunu söylemiyor. Ancak birkaç önemli yanıt sunuyor. Birincisi, Tanrı insanın acısına kayıtsız değil. İkincisi, acı hikayenin son bölümü değil. Üçüncüsü, insan olanları anlamasa bile Tanrı onu terk etmiyor. Hristiyan inancına göre bunun en güçlü kanıtı İsa Mesih'in kendisidir. Tanrı insanın acısına uzaktan bakmıyor. Bizim acıyı bizzat yaşayan bir Tanrı'mız var.

Gerçek Son

Kitabın sonunda Eyüp sağlığına kavuşur. Günümüz diliyle söylemek gerekirse, mutlu son var. Malı mülkü geri verilir. Yeni bir ailesi olur. Ama asıl önemlisi bu değil. En büyük değişim onun içinde olur. Şöyle der: 'Kulaklarımla seni duymuştum, ama şimdi gözlerim seni görüyor.' Acı onun inancını yok etmez. Onu daha da derinleştirir. Eyüp'ün kitabı, iki bin yılı aşkın süredir en çok okunan kitaplar arasında yer alıyor. Bize, hiçbir gözyaşının Tanrı tarafından fark edilmediğini anlatıyor. Ve en karanlık gecenin bile hikayenin sonu olmadığını hatırlatıyor.

Gün Batımı, Kokteyl, İngilizce
Paylaş: