Sözlerin önemi vardır. Hangi yasanın uygulanacağını onlar belirler. 'Gençler arası çatışma' ifadesi, olayı kolayca basit bir holiganlık vakasına indirgeyip suçlamasız kapatılmasına yol açabilir. Oysa video, Ceza Kanunu'nun 162. ve 163. maddeleri kapsamında nefret suçu işlenip işlenmediği sorusunu gündeme getiriyor. Nefret, Bulgaristan'ın yüzü hiçbir zaman olmadı ve olamaz. Ancak bu, sadece bildirilerden daha fazlasını gerektiriyor; yasanın uygulanmasını gerektiriyor.
Eski 'Değişime Devam' milletvekili Daniel Lorer, Bansko'daki İtalyan öğrenci olayıyla ilgili Facebook'ta bu ifadeleri kullandı. Lorer ayrıca, 2 yıl önce kendisine yapılan saldırıyı hatırlatarak, o dönemde de nefret söylemi suçlaması yapılmadığını belirtti. İşte tam da bu durum, onu 'Bu kez suçlamalar gelecek mi?' sorusunu sormaya itti.
'24 saat' gazetesinin haberine göre, olay sırasında otelde farklı Avrupa ülkelerinden yaklaşık 300 Yahudi kökenli genç kalıyordu. Bu gençler, Bene Akiva adlı Siyonist gençlik hareketinin yaz kampına katılıyordu. Aralarında Roma ve Milano'dan, 15-16 yaşları arasında, yedi eğitmen eşliğinde gelen yaklaşık 80 öğrenci de vardı. Gençlerin ifadesine göre, siyah giyimli bir grup erkek, antisemitik sloganlar atmaya, Nazi selamı vermeye ve otele girmeye çalışmaya başladı. Öğrencilerin bir kısmı içeride barikat kurduklarını, diğerlerinin ise korkudan ağlayıp ailelerini aradıklarını anlattı. Polisin ilk müdahalesinin ardından saldırganlar geri çekildi ancak daha sonra tekrar otel önüne geldi. Bu durum, grubun ertesi sabah ayrılışına kadar polis varlığının artırılmasını gerektirdi.
İşte Daniel Lorer'in tam paylaşımı:
2 Ağustos gecesi bir grup Bulgar genci, Bansko'daki Pirin Oteli önünde toplandı. Otelde İtalyan Yahudi öğrenciler kalıyordu. LaPresse ve RAI tarafından yayınlanan videoda Nazi selamları görülüyor ve duyuluyor. Güvenlik görevlileri durumu bildirdi. Polis geldi.
İçişleri Bakanlığı, olayın nedeninin Bulgar gençlerin antisemitik duyguları olduğunu kabul etti. Ancak aynı açıklamada olayı 'Bulgar ve İtalyan vatandaşları olmak üzere iki grup arasında sözlü çatışma' olarak tanımladı ve gerginliğin 'her iki taraftan gelen sözlü saldırganlıktan' kaynaklandığını belirtti.
Hangi iki taraf? Biri gece yarısı 'Sieg Heil' diye bağırıyor. Diğeri ise camların ardında korkudan titreyen çocuklar.
Sözlerin önemi vardır. Hangi yasanın uygulanacağını onlar belirler. 'Gençler arası çatışma' ifadesi, olayı kolayca basit bir holiganlık vakasına indirgeyip suçlamasız kapatılmasına yol açabilir. Oysa video, Ceza Kanunu'nun 162. ve 163. maddeleri kapsamında nefret suçu işlenip işlenmediği sorusunu gündeme getiriyor.
Almanya'da Nazi selamı başlı başına bir suçtur. Bizde ise bu, 'her iki taraftan gelen sözlü saldırganlık'a dönüştü.
Bulgar devleti, antisemitizmi ancak üç gün sonra, İtalya Başbakan Yardımcısı, İtalyan Senatosu Başkanı ve Roma Yahudi Cemaati'nin tepkisinin ardından kınadı.
Bu ilk benzer olay değil. İki yıl önce bana yapılan ve yine videoya kaydedilen saldırı, herhangi bir suçlama olmadan kapandı.
Nefret, Bulgaristan'ın yüzü hiçbir zaman olmadı ve olamaz. Ancak bu, sadece bildirilerden daha fazlasını gerektiriyor; yasanın uygulanmasını gerektiriyor.
Bu kez suçlamalar gelecek mi?