ABD'de bir dizi çevre örgütü, Başkan Donald Trump yönetimine karşı dava açtı. Dava, yönetimin Nesli Tehlike Altındaki Türler Yasası'nda (ESA) yaptığı bir değişikliği hedef alıyor. Yapılan düzenlemeyle, yasadaki 'zarar' kavramının tanımından yaşam alanlarının yok edilmesi çıkarıldı. Çevreciler, bunun hassas bitki ve hayvan türleri için en önemli korumalardan birini ortadan kaldırdığını belirtiyor.
ABD İçişleri Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı, geçtiğimiz hafta bu kural değişikliğini resmileştirerek yaklaşık 50 yıllık hukuki uygulamayı sona erdirdi. Trump yönetimi, vahşi hayvanlara doğrudan zarar veren veya onları öldüren eylemlerin yasak olmaya devam ettiğini, ancak 'zarar' kavramının bugüne kadarki yorumunun çok geniş olduğunu, federal yetkileri aştığını ve özel mülk sahiplerinin haklarını kısıtladığını savunuyor.
Washington eyaletinin Seattle kentindeki Federal Bölge Mahkemesi'ne sunulan dilekçede, Earthjustice tarafından temsil edilen Biyolojik Çeşitlilik Merkezi ve Sierra Club gibi kuruluşlar, hükümetin sağduyuyu, biyoloji bilimini ve federal yasaları ağır bir şekilde ihlal ettiğini öne sürüyor.
Dava dilekçesinde şu ifadelere yer verildi: 'Bir baraj balıkların geçişini engellediğinde, nesli tükenmekte olan somon balıkları zarar görür. Kuşların yuva yapması için ağaçların kesildiği ormanlarda, nesli tükenmekte olan mermer murrelet türü yok oluşa bir adım daha yaklaşır. Yaşam alanlarının yok edilmesi ve bozulması, nesli tükenmekte olan türleri, doğrudan vurulmaları kadar kesin bir şekilde öldürür.'
Çevre örgütleri, yaptıkları açıklamada bu değişikliklerin bir dizi hassas hayvan türü için acil bir tehdit oluşturduğu uyarısında bulundu.
Bu türler arasında boz ayılar, somon balıkları, çelikbaş alabalıklar, tozlaştırıcı böceklerin yanı sıra kızıl boğazlı kum kuşu (rufa red knot) ve altın yanaklı ötleğen (golden-cheeked warbler) gibi kuşlar da yer alıyor.
Columbia Riverkeeper örgütünün hukuk direktörü Miles Johnson, 'Nesli Tehlike Altındaki Türler Yasası'nın, nesli tükenmekte olan hayvanların yaşam alanlarını korumadığını iddia etmek, Trump yönetimi için bile saçmalıktır' dedi.
1973 yılında kabul edilen Nesli Tehlike Altındaki Türler Yasası, ABD'nin en başarılı çevre koruma yasalarından biri olarak kabul ediliyor. Bu yasa sayesinde kel kartal ve Amerikan timsahı gibi sembolik türler yok olmaktan kurtarıldı.
Yasa, korunan türlerin 'alınmasını' yasaklıyor. Bu kavram; rahatsız etme, zarar verme, takip etme, avlama, vurma, yaralama, öldürme, yakalama veya toplama eylemlerini kapsıyor.
Onlarca yıl boyunca federal yetkililer, 'zarar' kavramını, hayvanların üreme, beslenme veya barınma gibi temel yaşamsal süreçlerini bozarak ölümlerine veya yaralanmalarına yol açan, yaşam alanlarının önemli ölçüde yok edilmesi veya bozulmasını da kapsayacak şekilde yorumladı.
Bu yorum, ABD Yüksek Mahkemesi'nin 1995 yılında benekli baykuşun yaşadığı yaşlı ormanların korunmasıyla ilgili bir davada verdiği kararla da onaylanmıştı.
Trump yönetimi, geçen yılki değişiklik önerisinde, Yüksek Mahkeme'nin muhafazakâr çoğunluğunun 2024 yılında 'Chevron doktrini'ni iptal eden kararına atıfta bulundu. Bu doktrin, yıllar boyunca federal kurumların yasalardaki belirsiz hükümleri yorumlamasına izin veriyordu.
Yönetime göre yeni yasal çerçeve, yasaların siyasi hedeflere göre uyarlanması yerine, orijinal metnin 'tek en iyi anlamına' göre yorumlanmasını gerektiriyor.
'Zarar' kavramının daha dar tanımlanması, çevre koruma düzenlemelerini sınırlandırmaya yönelik daha geniş bir politikanın parçası. Yönetim ayrıca, bir türün koruma altına alınıp alınmayacağına karar verirken ekonomik faktörlerin de dikkate alınmasını önerdi.
Bunun yanı sıra Beyaz Saray, Meksika Körfezi'ndeki petrol ve gaz şirketlerini bazı çevresel gerekliliklerden muaf tuttu ve geçtiğimiz günlerde Utah eyaletindeki iki büyük koruma alanının yüzölçümünü yüzde 90'ın üzerinde azalttı.