Hayranları, Can Yaman'ı İtalyan dizisi 'Viola come il mare' üçüncü sezonunda Komiser Francesco Demir rolüyle bir daha göremeyecekleri haberine alışmaya çalışırken, oyuncu bir dizi samimi itirafla herkesi şaşırttı. Bu itiraflar, Berlusconi'nin şirketi 'Mediaset'in en başarılı yapımlarından birinden ayrılma kararının yanı sıra, Türkiye'nin en etkili televizyon yapımcılarından biriyle yaşadığı sert kamuoyu çatışmasını da kapsıyor. Bu anlaşmazlık, eski yaraları tazelerken, Yaman'ın yıllar önce neden ülkesini terk etmeyi seçtiği sorusunu da yeniden gündeme getirdi.
İtalyan medyasına verdiği bir röportajda oyuncu, 'Viola' dizisinin yeni sezonunda yer almamasıyla ilgili spekülasyonlara ilk kez son noktayı koydu. Aylarca, ekrandaki partneri Francesca Chillemi ile arasında gerginlik olduğu iddiasından projeye olan ilgisini kaybettiği yönündeki söylemlere kadar çeşitli versiyonlar ortaya atılmıştı. Yaman ise sebebin tamamen profesyonel olduğunu ve İtalyan televizyon endüstrisinin işleyiş şeklinden kaynaklandığını söyledi.
İkinci sezonun çekimleri bittikten sonra yapımcıların dizinin yenilenip yenilenmeyeceğine dair net bir bilgi vermemesi üzerine neredeyse bir yıl bekledi. İşte bu süre zarfında uluslararası yapımlardan teklifler aldı ve yeni sözleşmeler imzaladı. 'Mediaset' nihayet hikâyeye devam etme kararı aldığında ise takvimi çoktan dolmuştu ve Francesco Demir rolüne geri dönmesi imkânsız hâle geldi.
Yaman'a göre İtalya'da genellikle bir sonraki sezonun hazırlıklarına başlamadan önce reytingler ve finansal sonuçlar bekleniyor. Bu da bir, bazen iki yıllık aralar anlamına geliyor ve aynı oyuncu kadrosunu korumayı neredeyse imkânsız hâle getiriyor. Türkiye'de ise tempo çok daha yoğun. Bir bölüm birkaç gün içinde çekilebiliyor ve onlarca bölümlük bir dizi birkaç ay içinde tamamlanabiliyor.
Yaman, eleştirilerine rağmen 'Viola' ekibine duyduğu saygıyı gizlemedi ve ayrılığın kişisel anlaşmazlıklarla hiçbir ilgisi olmadığını vurguladı. Aslında, İtalya'daki kariyeri bambaşka bir aşamaya giriyor.
Oyuncunun kendisinin de belirttiği gibi dünya çapında birçok pazara dağıtılan 'Sandokan'ın uluslararası başarısının ardından ikinci sezonunun geleceğini doğruladı. Yaman, bu tür büyük ölçekli yapımların ardı ardına çekilmesini tercih edeceğini, çünkü on yıl boyunca aynı fiziksel formu korumanın ciddi bir zorluk olduğunu ve tüm uluslararası ekibi bir araya getirmenin her geçen yıl daha da zorlaştığını söyledi. Sıradaki projesiyse herkesi daha da şaşırttı.
Geçtiğimiz günlerde Taormina Film Festivali'nde 'Lux Vide' yapımı 'Bro' adlı yeni dizisini resmen tanıttı. Bu projede, yenilmez ekran kahramanı imajından tamamen uzaklaşacak. Bunun yerine, mesleğinde son derece başarılı ancak kadınlarla ilişkilerinde tamamen çaresiz ve sürekli komik durumlara düşen parlak bir avukatı canlandıracak. 'Sandokan'ı oynadıktan sonra bir kez daha yakışıklı bir kahraman olmak istemedim. Seyirciyi şaşırtmak istedim' dedi Taormina'daki kırmızı halıda. İtalya'ya geldiğinden beri ilk kez İtalyanca olarak gerçekten doğaçlama yapabileceğini de sözlerine ekledi.
Bu, Türkiye'de her zaman yaptığı ancak yurt dışında şimdiye kadar kendini yeterince güvende hissetmediği bir şeydi. Ona göre bu, son beş yılda ne kadar değiştiğini ve İtalyan film endüstrisine ne kadar başarılı bir şekilde uyum sağladığını gösteriyor.
İtalya'daki geleceği yeni fırsatlarla dolu görünürken, bu itiraflarla neredeyse aynı anda Türkiye'de bir skandal patlak verdi. Birçokları bunu kariyerindeki en ciddi skandal olarak nitelendiriyor. Yıllarca süren sessizliğin ardından Can Yaman, adı 'Erkenci Kuş' ve 'Mr. Wrong' dizilerinden bu yana kendisiyle anılan yapımcı Faruk Turgut'a kamuoyu önünde yanıt verme kararı aldı.
Bu çatışmayla ilgili bilgilerin büyük Türk gazetelerinden değil, televizyon ve eğlence dünyasına odaklanan özel sitelerden geldiğini belirtmekte fayda var. Bunlar arasında İtalyan ComingSoon, uluslararası yayın Albawaba ve ikili arasındaki söz düellosunu yakından takip eden Türk eğlence medyası da yer alıyor. Yayınlanan haberlere göre her şey, ünlü gazeteci İzzet Çapa'nın programında Faruk Turgut'un verdiği bir röportajla başladı. Can Yaman'la bir daha çalışıp çalışmayacağı sorusuna yapımcı kısa ve net bir şekilde 'Hayır' yanıtını verdi. Ardından 'Erkenci Kuş'un büyük başarısından sonra aralarındaki ilişkilerin bozulduğunu ve oyuncuyla ortak projeler yapmak istemediğini ima etti.
Yaman'ın yanıtı gecikmedi. Sosyal medyada yayınladığı sert mesaj birçok site tarafından hızla yeniden yayınlandı. Oyuncu, eski yapımcısını yıllardır kariyeri hakkında gerçek dışı iddialar yaymakla, uluslararası başarılarını küçümsemekle ve hatta gelecekteki profesyonel projelerini engellemeye çalışmakla suçluyor. En ciddi suçlamalar arasında, Turgut'un Disney ile yapması muhtemel bir iş birliğini engellemeye çalıştığı iddiası yer alıyor. Oyuncuya göre Turgut, sektörden kişilere aralarında zaten bir sözleşme olduğunu ve Yaman'ın aşırı mali talepleri olduğunu telkin etmeye çalıştı. Faruk Turgut ise bu iddiayı kategorik olarak reddediyor ve aralarındaki kopuşa dair kendi versiyonunu sunuyor.
Yaman, uluslararası kariyerini de savunuyor. 'El Turco' dizisinin Amerika'da yayınlanmak üzere satıldığını ve İspanya'da mükemmel sonuçlar elde ettiğini belirtiyor. Ayrıca İtalya'daki 'Sandokan' başarısının, Türkiye'den ayrılma kararının doğru olduğunu kanıtladığını vurguluyor.
Ancak en hassas konu, 'Erkenci Kuş'un uluslararası satışlarından elde edilen gelirler oldu. Yaman'a göre ekipteki diğer isimler, ekrandaki partneri Demet Özdemir, yönetmen ve senaristler, dizinin düzinelerce ülkeye satışından hak ettikleri ödemeleri alırken, kendisi kendi payını alamadı. Bu sözler birçokları için tamamen sürpriz değildi. 2019'un sonunda Can Yaman, Madrid'deki İspanyol AISGE Vakfı'nın töreninde onurlandırıldığında etrafında bir gerginlik oluşmuştu. Oyuncu orada Oscar ödüllü Javier Bardem'le birlikte görünmüş, İspanyol medyası bu karşılaşmayı gecenin unutulmaz anlarından biri olarak nitelendirmişti. Türkiye'de ise bazı magazin gazeteleri ve televizyon dünyasının temsilcileri sert tepki göstermiş, Yaman'ı aşırı özgüvenli olmakla ve kendini dünya yıldızlarıyla aynı seviyeye koymaya çalışmakla suçlamıştı. İşte o zaman, Türk endüstrisinin bir kısmıyla ilişkilerinin geri dönülmez bir şekilde bozulduğuna dair yorumlar ilk kez yapılmaya başlanmıştı.
Yaman, İtalya'ya taşınmasının yalnızca uluslararası bir kariyer yapma arzusu olmadığını hiçbir zaman gizlemedi. Son açıklamalarında, bu kararının ardında sürekli saldırılara ve tecrit edilme girişimlerine maruz kaldığı bir ortamda profesyonel olarak artık bir geleceği olmadığı hissinin de yattığını ilk kez ima etti.