Birleşmiş Milletler oturumunda 51 ülke, Ukrayna'nın tam ve koşulsuz ateşkes için hazır olduğunu açıklayan bir deklarasyonla bir araya gelirken, Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sybiha metni medyaya duyuruyordu. Aynı anda ABD ve Rusya'nın baş diplomatları Marco Rubio ile Sergey Lavrov, kapalı kapılar ardında yaklaşık bir saat görüştü. Görüşmede, küresel siyasi baskının Moskova'nın pozisyonunu ne kadar hızlı değiştirebileceği ve savaşın sona erdirilip erdirilemeyeceği ele alındı.
Görüşmenin ardından şimdilik sadece kısmi bir ateşkesten söz edilebileceği anlaşıldı. Bu kısmi ateşkes enerji tesislerine ve tahıl taşıyan gemilere yönelik saldırıların durdurulmasını kapsıyordu. Ancak kısa süre sonra Sergey Lavrov'un Güvenlik Konseyi'ndeki konuşmasından Rusya'nın cephedeki askeri eylemlerde herhangi bir duraklamayı kabul etmeye istekli olmadığı ortaya çıktı. Moskova, ateşkesi Ukrayna ve Batı'nın yeniden silahlanması için bir fırsat olarak gördüğünü savundu.
Ukrayna savaşı konusunda BM'de aynı gün iki paralel diplomatik süreç yürüdü ve bu süreçlerin ölçeği birbirinden çok farklıydı. Kabul edilen siyasi deklarasyon, Kiev'in koşulsuz tam barışa hazır olduğu mesajını dünyaya vermek için bir diplomatik baskı aracıydı ve engelin Rusya'da olduğu vurgulanıyordu.
Deklarasyon salonlarda okunurken kulislerde yürütülen pratik görüşmelerde tam ateşkesin hiç masada olmadığı netleşti. Tarafların pozisyonları çok uzak olduğu için kapsamlı bir ateşkes mümkün görünmüyordu.
Gerçekçi olarak görülen kısmi ateşkes, kış öncesi elektrik santralleri ve rafinerilere yönelik karşılıklı saldırıların durdurulması ile Karadeniz'de gıda ihracatı için ticari deniz taşımacılığının güvenliğinin garanti altına alınmasından ibaretti. Bu formülün hayata geçip geçmeyeceği için gözler Vladimir Putin'in açıklamasına çevrildi. Donald Trump'ın Lavrov aracılığıyla Putin'e gönderdiği G-20 katılım davetinin Moskova'yı daha uzlaşmacı hale getirip getirmeyeceği ise belirsizliğini koruyor.