Bulgaristan'ın demokrasiye geçiş sürecinde yalan söylemeye meyilli pek çok içişleri bakanı gördük, ancak şimdiki gibi birini daha önce hiç görmemiştik. İçişleri Bakanı İvan Demerciev, görevi henüz iki buçuk ay önce devralmış olmasına rağmen, neredeyse her gün en az bir yalan söylüyor. Ancak bu kez iddiaları bizzat kendi bakanlığının resmi verileriyle çürütülünce rekor kırdı. Olay, iktidardaki 'İlerici Bulgaristan'ın girişimiyle Meclis'te başlatılan bir oturumda patlak verdi.
Demerciev, Perşembe günü milletvekillerine Anayasa Yargıcı Desislava Atanasova'nın 5 Nisan 2024'te DPS lideri Delyan Peevski ile Dubai'ye özel uçakla gittiğini söylemişti. Cuma günü ise bu tarihten artık bahsetmediği görüldü. Bunun yerine, Sınır Polisi'nde gizlenmiş veya manipüle edilmiş veri olup olmadığını araştıracağını duyurdu.
Anayasa Mahkemesi, Atanasova'nın pasaport taramalarını ve İçişleri Bakanlığı'ndan (MVR) alınan resmi raporu yayımlayarak iddiayı tamamen çürüttü. Belgelerde, yargıcın 5 Nisan'da Türk Hava Yolları'na ait ticari bir uçakla İstanbul'a gittiği ve 8 Nisan'a kadar yalnızca Türkiye'de bulunduğu görülüyor. Atanasova, 'Gerçek dışı iddiaların, spekülasyonların ve yalanların kamuoyunda yayılmasını sona erdirmek için belgeleri sunuyorum' dedi. Ayrıca Demerciev'in 'göreve başlamasından dört gün önce uçtuğu' iddiasının da yanlış olduğu ortaya çıktı; Atanasova ocak ayında, yani dört ay önce Anayasa Mahkemesi'ne atanmıştı.
Demerciev'in asıl tartışma yaratan hamlesi, Peevski'nin uçuşlarına ilişkin ayrıntılı listeleri Meclis kürsüsünden açıklaması oldu. Bakan, 2018'den bu yana Peevski'nin 227 kez Sofya Havalimanı'ndan uçtuğunu, bunlardan 181'inin özel charter seferi olduğunu söyledi. Sadece altı gidiş-dönüş uçuşun İstanbul'a yapıldığını ve bu seferlerin bir avukatlık şirketi tarafından 122 bin 880 Euro'ya ödendiğini açıkladı. Rotalar arasında Dubai, Türkiye ve Yunanistan da vardı. Demerciev, Peevski ile birlikte seyahat eden 81 kişinin ismini sayarken Atanasova ve iş adamı Aleksandar Staliyski'yi de andı.
Atanasova'nın yayımladığı belgeler, bu listede adının geçmesini yalanlasa da, istifa talepleri gündeme geldi. 'Demokratik Bulgaristan', 'Diriliş' ve 'Değişime Devam' partileri Atanasova'nın istifasını istedi. Atanasova'nın eski partisi GERB ise 'Her Bulgar vatandaşının özel hayatı siyasi olarak yorumlanamaz' diyerek temkinli yaklaştı.
Peevski ise hakkındaki iddialara sert yanıt verdi: 'Bakan Demerciev, kendim ve ailem tarafından ödenen uçuşları araştırarak özel hayatımı yasadışı bir şekilde soruşturdu. Bulgaristan'da hiçbir yaptırım işlemiyor. Kamu kaynağı kullanılmadığı sürece özel hayatım kimseyi ilgilendirmez.' DPS milletvekili Hamid Hamid de Demerciev'i yalancılıkla suçlayarak özür dilemesini istedi.
Organize Suçlarla Mücadele Genel Müdürlüğü (GDBOP) soruşturma başlatırken, DPS milletvekilleri Demerciev'den operasyonda görev alan personelin bilgilerini talep etti. Bakan bu talebi geri çevirdi ve dosyanın tamamlanınca savcılığa teslim edileceğini söyledi.
Eski İçişleri Bakanı, şimdiyse DPS milletvekili olan Kalin Stoyanov, bu verilerin terörle mücadele sistemi PNR'den (Yolcu İsim Kaydı) elde edilmiş olabileceğini hatırlattı. Stoyanov, 'Bu sistem sadece terörizm ve sınıraşan suçlarla mücadele için kullanılabilir. Hiç kimse bu hassas verileri keyfi olarak kullanamaz. Bu verilere kimin, hangi yasal dayanakla eriştiği soruşturulmalı' dedi. Ayrıca durumu Avrupa kurumlarına bildireceklerini söyleyen Stoyanov, konuyu Vekil Başsavcı Vanya Stefanova'ya da taşıdı.
Tüm bu gelişmeler, akıllarda önemli sorular bırakıyor. Öncelikle, ağır bir suçlamayla ilgili ön soruşturma bile yokken, milletvekili dokunulmazlığına sahip bir kişi neden takip ediliyor? İkinci olarak, Demerciev'in açıkladığı veriler manipüle edildi mi, edildiyse neden? Ve son olarak, Demokratik Bulgaristan hükümetinde, muhalif liderlere karşı dezenformasyon aracı olarak kullanılan İçişleri Bakanlığı gibi bir kurumda, patolojik bir gerçek düşmanına yer var mı? Bu soruların yanıtı, ülkedeki demokratik ilkelerin geleceği açısından kritik önem taşıyor.