Avrupa'da öyle bir yer var ki, yılın yarısında gündüz yaşanırken diğer yarısında güneş hiç doğmuyor. Norveç'e bağlı Svalbard takımadalarındaki Longyearbyen, doğanın yaşam ritmini belirlediği en kuzey yerleşim yerlerinden biri.
Yaklaşık 20 Nisan'dan 23 Ağustos'a kadar bölgede kutup gündüzü yaşanıyor ve güneş tam 128 gün boyunca batmıyor. Bu kesintisiz aydınlık, hem yerel halkın hem de turistlerin günün her saatinde yürüyüş yapmasına, spor yapmasına ve yaban hayatını gözlemlemesine olanak tanıyor.
Yerel halk bu ekstrem koşullara alışmış durumda, hatta onları lehine çevirmeyi başarıyor. Uzun gündüzler uykuyu ve biyolojik saati olumsuz etkileyebilse de Longyearbyen sakinleri kendilerine özgü alışkanlıklar geliştirmiş. Karartma perdeleriyle uyku düzenlerini koruyan halk, "gece yarısı" saatlerinde bile aktif bir yaşam planlıyor. Geç saatlerde konserler ve spor etkinlikleri gibi organizasyonlar düzenlenmesi de bölgenin alışılmış rutinlerinden.
Yılın geri kalan aylarında ise Longyearbyen'de tam tersi bir doğa olayı, yani kutup gecesi yaşanıyor. Ekim sonlarında başlayıp Şubat ortalarına kadar devam eden bu dönemde, güneş hiç doğmuyor. En karanlık haftalarda şehir tamamen zifiri karanlığa bürünse de hayat durmuyor. Sokaklar aydınlatılıyor ve sakinler yapay ışıklardan faydalanarak günlük işlerini aksatmadan sürdürüyor.
İşte bu karanlık dönemde gökyüzü, doğanın en etkileyici gösterilerinden biri olan Kuzey Işıkları'na sahne oluyor. Gökyüzünün günün her saati karanlık olması, aurora gözlemleri için mükemmel koşullar yaratıyor. Gecenin en uzun olduğu ve hava koşullarının sıkça açık gökyüzüne izin verdiği Kasım ile Şubat ayları, bu eşsiz manzarayı izlemek için en ideal zaman dilimi.