Danimarkalı bilim insanları, ağır beyin travması geçiren hastaların komadan uyanma olasılığını sadece 13 saniyede tahmin edebilen yeni bir göz testi geliştirdi. Avrupa Nöroloji Kongresi'nde sunulan çalışmaya göre, göz bebeğinin ani karanlığa verdiği tepkiyi ölçen bu yöntem, iyileşme potansiyelini mevcut testlerden tam 7 gün önce tespit edebiliyor.
Yoğun bakım ünitelerinde ağır beyin travması geçiren hastaların takibinde en temel yöntemlerden biri, göz bebeğinin ışığa tepkisini ölçmektir. Göz bebekleri ışığa tepki veriyorsa, göz ile beyin sapı arasındaki sinir yollarının sağlam olduğu anlaşılır. Bu refleks aynı zamanda beyin ölümü teşhisinde de kritik bir rol oynar. Ancak bu klasik test, hastanın bilincinin geri dönüp dönmeyeceği konusunda yeterli bilgi vermez.
Travma sonrası komaya giren bir hastanın kaderini tahmin etmek, modern tıbbın en büyük zorluklarından biridir. Bazı hastalar günler içinde uyanıp tepki vermeye başlarken, bazılarında temel refleksler korunmasına rağmen iyileşme olmaz. İşte Kopenhag Üniversite Hastanesi 'Rigshospitalet' ve Danimarka Teknik Üniversitesi'nden araştırmacılar, bu belirsizliği ortadan kaldıracak bir yöntem geliştirdi.
Bilim insanları, göz bebeğinin sadece ışığa değil, ani karanlığa verdiği tepkiyi mercek altına aldı. 'Geç Işık Kapama Yanıtı' (LOR) adı verilen bu süreç, daha önce yapılan çalışmalarda büyük ölçüde ihmal edilmişti. Oysa geçmişte göz araştırmalarının öncülerinden Irene Loewenfeld bile bu tepkinin önemli ipuçları taşıdığını keşfetmişti.
Araştırma kapsamında, travma ve diğer beyin hasarları nedeniyle bilinci kapalı olan 250 hasta ve kontrol grubu olarak 30 sağlıklı gönüllü incelendi. 20 gün boyunca her gün hastaların göz bebekleri tarandı ve nörolojik durumları değerlendirildi.
Sonuçlar oldukça çarpıcıydı. Göz bebeğinin karanlığa verdiği bu geç yanıt (LOR), hastanın uyanmasını ve bilincinin düzelmesini tam 7 gün önceden tahmin edebildi. Bu gösterge, hastanın ilk durumu, travmanın üzerinden geçen süre, kullanılan ilaçlar ve travmanın türü gibi faktörler hesaba katıldığında bile güvenilirliğini korudu.
Bilim insanlarını en çok etkileyen nokta ise testin hastanın o anki bilinç düzeyiyle doğrudan bağlantılı olmaması. Araştırmacılara göre bu yöntem, beklentilerin olumsuz olduğu durumlarda bile beynin gizli bir iyileşme potansiyelini ortaya çıkarabiliyor. Test özellikle güçlü sakinleştiriciler almayan hastalarda ve oksijensizlik sonucu beyin hasarı oluşan vakalarda en iyi sonucu veriyor.
Araştırmanın başyazarı Dr. Poul Leigaard konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: 'Mevcut testler, beynin o an nasıl çalıştığını gösteriyor. Oysa yeni yöntem, beynin önümüzdeki günlerde ne kadar iyileşme kapasitesine sahip olduğuna işaret ediyor.'
Uzmanlar, yöntemin hastanelerde rutin olarak kullanılabilmesi için daha geniş kapsamlı uluslararası çalışmalara ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Ancak iyi haber, bu test için gereken teknolojinin çoğu hastanede halihazırda bulunması. Günümüz yoğun bakımlarında sıkça kullanılan pupillometre cihazları bu test için yeterli. Testin sadece 13 saniye sürmesi de uygulamayı son derece pratik hale getiriyor.
Bu arada Danimarkalı araştırmacıların konuyla ilgili ilk çalışması bu değil. 2024 yılında yayımlanan bir önceki araştırmada, bilim insanları 100 kişi üzerinde inceleme yaptı. Gruptaki 50 sağlıklı gönüllünün yanı sıra yoğun bakım ünitesinde tedavi gören 50 hasta da yer alıyordu. Hastalardan 25'i derin komadayken, diğer 25'i ise minimal bilinç belirtileri gösteriyordu. Araştırmacılar, sağlıklı bireylerde göz bebeğinin karanlıkta %67 oranında genişlediğini, minimal bilinç belirtisi gösteren hastalarda bu oranın %47'ye düştüğünü, derin komadaki hastalarda ise bu oranın sadece %20 olduğunu tespit etti. Bu veriler, göz bebeği refleksinin ne kadar güçlü bir biyobelirteç olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.