Kırılgan ateşkes ilk gün çatladı. İsrail'in Güney Lübnan'daki saldırılarında 16 kişi öldü. Aralarında bir Lübnan askeri de var.
İsrail ordusu, gece İsrail'e atılan 50'den fazla mermiye yanıt olarak Hizbullah hedeflerini vurduğunu söyledi. Yeni şiddet, ateşkesin sürdürülebilirliğini sorgulatıyor ve Washington'daki yaklaşan müzakerelere baskıyı artırıyor.
Ateşkes Sadece Kağıt Üzerinde Kaldı
Güney Lübnan'daki saldırılar, ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesine rağmen başladı. İsrail, geceki saldırılara karşılık olarak Hizbullah altyapısını ve mevzilerini hedef aldığını savunuyor. Lübnan tarafı ise ateşkesin savaşı durduramadığını vurguladı.
Bu durum, anlaşmanın ilk ciddi sınavda çökebilecek geçici bir sakinlik dönemi olabileceği endişelerini artırıyor. Uluslararası gözlemciler de benzer bir tablo çiziyor. ABD'li yetkililerce onaylanan ateşkese rağmen çatışmalar devam etti.
Hizbullah Misilleme Hakkı Talep Ediyor
Hizbullah milletvekili, gruplarının İsrail saldırılarına yanıt verme hakkı olduğunu belirtti. Hizbullah için İsrail'in anlaşmaya tam uyması ve Lübnan topraklarına saldırmaması önemli. Bu tutum, net garantiler olmadan ateşkesin ne kadar zor sürdürüleceğini gösteriyor.
İsrail, topraklarına yönelik saldırılara tolerans göstermeyeceğini söylerken Hizbullah da İsrail saldırılarını karşılıksız bırakmayacağını ifade ediyor. Bu nedenle her yeni saldırı, karşılıklı misillemeyi tetikleyebilir.
Washington Yeni Görüşmeler Planladı
Lübnan-İsrail görüşmelerinin bir sonraki turu 23-25 Haziran'da Washington'da yapılacak. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun arasındaki telefon görüşmesinin ardından bu karar alındı.
Rubio, ikili görüşmelerin yeniden yapılanma, ekonomik istikrar ve şiddet döngüsünü sona erdirmek için tek gerçekçi yol olduğunu vurguladı. Ayrıca Hizbullah'ın silahsızlandırılması ve Lübnan devletinin tüm toprakları üzerinde kontrolünü yeniden sağlaması gerektiğini yineledi.
Aoun ise İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının tamamen durmasının müzakerelerde ilerlemenin ön koşulu olduğunu belirtti. Lübnan'ın pozisyonu egemenlik ve toprak bütünlüğüne vurgu yaparken, Washington devletin güvenlik tekelini yeniden tesis etmesini şart koşuyor.
Hizbullah'ın Silahsızlandırılması En Büyük Engel
En zorlu konu Hizbullah'ın Lübnan'daki rolü. ABD, örgütün silahsızlandırılmasını istiyor. Beyrut için bu hassas bir denge çünkü Hizbullah sadece silahlı bir grup değil, aynı zamanda güçlü bir siyasi aktör. Gerçek bir silahsızlanma, güvenlik önleminin ötesinde derin bir siyasi dönüşüm gerektirir.
Bu nedenle Washington görüşmeleri hem ateşkes hem de Lübnan'ın ortak bir devlet pozisyonu oluşturma yeteneği için bir test olacak. Böyle bir pozisyon olmadan, herhangi bir anlaşma devletin tam kontrolü dışındaki silahlı güçlerin kararlarına bağımlı kalabilir.
Yeni Bir Bölgesel Dalga Tehlikesi
Güney Lübnan'daki tırmanış, ABD diplomasisinin bölgede daha geniş bir gerginlik azaltma sürecini sürdürmeye çalıştığı bir dönemde yaşanıyor. İsrail-Hizbullah çatışması, İran'la ilgili görüşmeler de dahil diğer diplomatik çabaları baskı altına aldı.
Washington bu nedenle tarafları bir an önce müzakere masasına döndürmek istiyor. Ateşkesin tamamen çökmesi halinde Lübnan'daki çatışma daha geniş bölgesel sonuçlar doğuracak ayrı bir cepheye dönüşebilir.
Son saldırılar, taraflar arasında güven olmadığında bir anlaşmanın ne kadar kolay çökebileceğini gözler önüne seriyor. Saatler içinde ateşkes ilan edilebilir, ancak gerçek barış silah kontrolü, siyasi irade ve net garantiler gerektirir. Bunlar olmadıkça Güney Lübnan, her gece yaşanacak bir saldırıyla tüm bölgeyi yeniden uçuruma sürükleyebilecek bir yer olmaya devam ediyor.