Icerige atla
Spor ⭐ 80/100

Türk Milli Takımı Dünya Kupası'ndaki Hezimetin Ardından Evinde Eleştirildi

Türk Milli Takımı Dünya Kupası'ndaki Hezimetin Ardından Evinde Eleştirildi

Türkiye, milli takımının Dünya Kupası'na erken veda etmesini affetmedi. Avustralya'ya 2-0 ve Paraguay'a 1-0 yenilgilerinin ardından medya ve eski futbol figürleri, başarısızlığı teknik direktör Vincenzo Montella ve takımın yıldızları için bir kamu davasına dönüştürdü.

En acı verici rakam 62: Türkler iki maçta toplam 62 şut çekti ancak gol atamadı. Paraguay'a yenilgi, rakibin devre öncesinde bir kişi eksik kalmasına rağmen geldi. Opta verilerine göre bu, 1966'dan bu yana Dünya Kupası finallerinde iki maçta en çok şut atıp gol atamama rekoru olarak kayıtlara geçti.

Tüm bu karanlık tablonun ve tarihe geçen negatif rekorun gölgesinde, milli takımın stoperi Abdülkerim Bardakcı'dan ise bireysel anlamda tarihi bir başarı geldi. 31 yaşındaki savunmacı, Paraguay maçında yüzde yüz isabetle tam 98 pas yaparak turnuvanın bireysel pas rekorunu kırdı. Bardakcı, bu alanda daha önce ABD'li Chris Richards'a ait olan 84'te 84'lük rekoru geride bıraktı.

'Fotomaç': Gerçek Bir Felaket

Türk medyası ikinci yenilginin ardından yumuşak sözler aramadı. Fotomaç gazetesi "Gerçek bir felaket" değerlendirmesiyle çıktı ve buna maç sonunda ağlayan futbolcuların fotoğrafını eşlik etti.

Kare neredeyse her şeyi anlatıyordu. 2024 Avrupa Şampiyonası'ndaki çeyrek finalin ardından 2026 Dünya Kupası'na yüksek beklentilerle gelen takım, puansız ve golsüz ayrılıyor. Güçlü bir turnuva hedefi, grup son maçından önce ağır bir hayal kırıklığına dönüştü.

Bu, Türkiye'deki tepkiyi daha da keskin hale getirdi. Başarısızlık kötü bir gün olarak değil, kendisinden çok daha fazlası beklenen bir neslin çöküşü olarak kabul edildi.

'Fanatik' Oklarını Montella'ya Çevirdi

Diğer büyük Türk spor gazetesi Fanatik, odağını Vincenzo Montella'ya çevirdi. İtalyan teknik adam, Türkiye'yi 2024 Avrupa Şampiyonası çeyrek finaline taşıdıktan sonra saygı görüyordu, ancak Dünya Kupası'ndaki başarısızlığın ardından taktik hatalar ve kötü kararlarla suçlanıyor.

Eski milli takım teknik direktörü Şenol Güneş de Montella'yı sorumlu olarak gösterdi. "Buraya geldiğimizde umutlarımız büyüktü, hedeflerimiz iddialıydı. Kağıt üzerinde çeyrek finale çıkmaya hazırdık. Futbol sonuç sporudur ve sonuç olmadığında durum analiz edilir ve karar alınır. Montella sorumludur" dedi.

Güneş, bunun bir hesaplaşma ya da suçlu avı olmadığını vurguladı. Ona göre en önemlisi, yeni fikirlerle bir çözüm bulmak çünkü mevcut seviye yeterli değil. Bu, sadece teknik direktör için değil, yeni Türk umudunu taşıması gereken oyuncu grubu için de ağır bir yargı.

TRT Spor En Ağır Saldırıyı Duydu

TRT Spor'da eski milli futbolcu İlker Yağcıoğlu daha da ileri gitti. Montella'nın kendi mezarını kendisinin kazdığını ve Paraguay maçının Türkiye için bir final olduğunu söyledi.

"Söyleyecek çok şeyim var ama kendimi tutacağım. Paraguay karşısında finaldi. Oyuncular ilk maçtan sonraki eleştirilerin haklı olduğunu gösterdi. Açıklanamaz, Montella kendi ayağına sıktı" dedi Yağcıoğlu.

Sözleri, maçın en acı verici detayının ardından gelen öfkeyi yansıtıyordu. Paraguay, Matías Galarza ile ilk dakikada öne geçti, ardından Miguel Almirón'un kırmızı kartıyla 10 kişi kaldı, ancak buna rağmen Türk baskısına dayandı ve 1-0 kazandı. Reuters bu başarıyı, erken golden sonra olağanüstü bir iradeyle savunan bir takımın dramatik zaferi olarak tanımladı.

Kahveci Yıldızları Suçladı

Eski forvet Nihat Kahveci, eleştirilerini sadece Montella'ya değil, sahada Arda Güler, Hakan Çalhanoğlu ve Kerem Aktürkoğlu gibi büyük isimlere de yöneltti. Ona göre, sorumluluğu tam olarak bu oyuncuların üstlenmesi gerekiyordu ama yapmadılar.

"Sorumluluk alması gerekenler bunu yapmadı. Gol atması gereken oyuncular seviyede değildi. Bir milyon pas yaptık, beş yüz bin şut denedik ama gol atamadık" dedi Kahveci.

En acı verici ifadesi turnuvaya erken veda ile ilgiliydi: "19 Temmuz'a kadar süren bir turnuvada 20 Haziran'da eleniyoruz. Zor. Montella'nın oyuncu değişiklikleri de hayal kırıklığıydı. Hem üzgünüm hem de öfkeliyim."

Paylaş: