Rusiç yakınlarında Tuna Nehri'nin su seviyesinin rekor düzeyde düşmesiyle birlikte, nehrin sığ kesimlerinden bir asırdan fazla tarihi olan bir gemi gün yüzüne çıktı. Bulgar denizcilik tarihinde özel bir yere sahip olan "İskır" (Iskar) vapuru, yaklaşık 30 yıl önce battığı yerden yeniden görünür hale geldi.
BNT'nin haberine göre, bu tarihi kalıntı Rusiç tersanesinin kuruyan havuzundan ortaya çıkarak hem yerel halkın hem de şehir tarihçilerinin dikkatini çekti.
1924 yılında İtalya'da inşa edilen "İskır", Bulgar nehir taşımacılığının temellerini atan üç gemiden biri. "İskır" ve "Vit" gemileri 1925 yılında Rusiç'e gelirken, üçüncü gemi olan "Osım" Varna'da kalmıştı. Başlangıçta römorkör olarak kullanılan bu üç gemi, 1935 yılında devletin kendi nehir vapurculuğu şirketini kurma çabaları kapsamında yük ve yolcu gemisine dönüştürüldü.
Böylece "İskır" ve "Vit", Rusiç - Vidin hattında seferlere başladı.
Yeni nehir yolculuğuna halkın ilgisi büyük oldu. Sadece ilk yıl boyunca gemiler 40 binden fazla yolcu taşıdı.
Ancak yolculuk hiç de hızlı geçmiyordu.
Kaptan Aleksandır Kamenov konuyla ilgili şunları anlattı: "Gemiler hızlı değildi. Akıntı yönünde saatte 10-12 kilometre hızla ilerliyorlardı, Vidin'e kadar da epey bir mesafe var."
Vapurlar farklı hatlarda da hizmet verdi, ancak zamanla yıprandılar. 1970'li yıllarda "İskır" seferden men edildi ve değerli geminin bir müze eseri olarak korunmasına karar verildi.
Gemi, Ulusal Ulaştırma Müzesi'nin yanına demirledi, kış aylarında ise tersane havuzuna çekildi.
1990'lı yıllara kadar burada kalan gemi, sonunda battı.
Peki, neden kimse onu kurtarmadı?
Sebebi oldukça basitti: Gemi zaten fazlasıyla yıpranmıştı.
"Rusçuk - Eski Rusçuk" derneğinin yöneticisi Yovço Stoyanov durumu şöyle özetledi: "Gövde çürümüştü, su aldı ve tam da havuzun içinde battı."
O dönemde ülkede yaşanan değişimler nedeniyle gemi sahipsiz kaldı ve sorumluluğunu üstlenecek kimse çıkmadı. "İskır" hurdaya ayrıldı, ancak onu sudan çıkarıp restore etmek için kimsenin kılı kıpırdamadı.
Tamamen batmadan önce, bazı ekipmanları ve detayları sökülüp hurda olarak kesilmişti.
Günümüzde bu vapuru restore etmek neredeyse imkansız bir görev gibi görünüyor.
Kaptan Kamenov, "Zor bir soru. Tamamen paslanmış durumda" yorumunu yapıyor.
Yovço Stoyanov'a göre ise gemi fiziksel olarak kurtarılamasa bile, onun hatırası mutlaka yaşatılmalı.
Stoyanov, "Her şeyi korumak mümkün değil ama en azından hatırası yaşasın" diyor.
Şimdi Tuna Nehri, "İskır"ı kısa bir süreliğine de olsa su yüzüne çıkararak, nehirde ilk Bulgar vapurlarının yüzdüğü o eski günleri hatırlattı.
Nehir, bu tarihi kalıntıyı yeniden sularının altına mı saklayacak, yoksa "İskır"ı en azından Rusiç ve Bulgar denizcilik tarihinin bir parçası olarak korumanın bir yolu mu bulunacak? Bunu zaman gösterecek.