ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Almanya'nın doğusundaki Saksonya-Anhalt eyaletinde düzenlenen bölgesel seçimlerde 'Almanya için Alternatif' (AfD) partisinin tarihi zaferinden duydukları memnuniyeti dile getirdi. Aşırı sağcı parti, oyların yüzde 43,8'ini alarak bir önceki seçimlerdeki sonucunun iki katından fazlasını elde etti, ancak mutlak çoğunluğa bir adım kala kaldı.
Trump, sosyal medya platformu Truth Social'da Alman televizyonlarının seçim tahminlerini gösteren bir görsel paylaştı. Kısa süre sonra Rus Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi Kirill Dmitriev, Trump'ın bu paylaşımının ekran görüntüsünü yayımlayarak sonucu 'pragmatik AfD için tarihi bir zafer' olarak nitelendirdi.
Dmitriev, daha önce Rusya yanlısı AfD'yi Almanya için 'umut ve akıl partisi' olarak tanımlamıştı. Geçen yıl düzenlenen Almanya genel seçimleri öncesinde ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de partiye destek vermiş, ancak bu durum Almanya'da siyasi müdahale olarak sert bir dille eleştirilmişti.
Eyaletteki parti lideri Ulrich Siegmund da sonucu 'sansasyonel' olarak değerlendirerek, AfD'nin bir an önce göreve başlamak istediğini belirtti.
İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana Almanya'daki hiçbir aşırı sağcı parti bir eyaletin yönetimini devralmadı. Bölgesel yönetim, polis, yerel eğitim ve kültür konularında yetkiler sağlıyor.
Yaklaşık 2,1 milyon nüfusa sahip Saksonya-Anhalt'ta, AfD'nin yerel teşkilatı Alman istihbaratı tarafından 'aşırı sağcı' olarak sınıflandırılıyor. 35 yaşındaki Siegmund ise bu nitelemeyi reddediyor.
Siegmund ve parti genel başkanları Alice Weidel ile Tino Chrupalla, exit poll sonuçları AfD'nin 2021'deki sonucunun iki katından fazla oy alacağını gösterdiğinde sevinç gösterilerinde bulundu.
Siyasi yorumcular ve muhalifler, bu sonucu bir dönüm noktası ve mevcut siyasi modelle bir kopuş olarak tanımladı. Alman kamu televizyonu ARD, efsanevi suç dizisi 'Tatort'un yayınıını bile iptal ederek tüm dikkatini seçim sonuçlarına ve oy verme işleminin sonuçlarına çevirdi.
Siegmund, destekçilerine hitaben yaptığı konuşmada, 'Bu sadece Saksonya-Anhalt için değil. Bu, tüm Almanya için bir sinyal, kendinden emin bir sinyal' dedi.
Polonya'nın sağ merkezci Başbakanı Donald Tusk ise bu sonuca tamamen farklı bir pencereden baktı. Tusk, 'Polonya'da sadece aptallar ve hainler AfD'nin zaferine sevinebilir' ifadelerini kullandı.
Ön sonuçlara göre AfD, yerel parlamentodaki toplam 83 sandalyeden 39'unu alacak. Mutlak çoğunluk için 42 sandalye gerekiyor.
Hükümeti kuracak yeterli milletvekili sayısına ulaşamayan Siegmund, şimdilik azınlık hükümetine liderlik etmeyi reddediyor. Ancak partinin genel merkezi bu seçeneği de değerlendiriyor.
'Gerekirse yeni seçimler yapılır ve o zaman yüzde 50 veya 55 alırız' diyen Siegmund, bağımsız milletvekilleri veya başka bir partiyle çalışmaya hazır olduğunu sözlerine ekledi.
Şimdi tüm dikkatler, parlamentoya girmeyi başaran ve 5 sandalye kazanması beklenen sol popülist Sahra Wagenknecht İttifakı'na (BSW) çevrildi. Teorik olarak parti, Siegmund'un iktidara gelmesine yardımcı olabilir. BSW de göç konusunda sert bir tutum sergiliyor ve Rus gazı ithalatını destekliyor. Parti, AfD ile işbirliği yapma ihtimalini de dışlamıyor.
Magdeburg'daki AfD genel merkezinde, destekçiler ilk tahminler ekranlara yansıdığında alkış tufanına tutuldu. Kısa süre sonra da Alman milli marşını söylemeye başladılar.
Siegmund, 'Bu eyalette tarih yazdık' dedi.
Eyaletteki Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) lideri Sven Schulze, AfD'nin zaferini kabul ederken, partisinin desteğinin bir önceki seçime göre yarıdan fazla düştüğünü gördü.
'Son derece zor ve yoğun bir seçim kampanyasıydı' diyen Schulze, partisinin bu sonuçla uzlaşmak zorunda kalacağını belirtti.
Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD) sonucu 'gerçekten dramatik' olarak nitelendirdi. Partisinin federal düzeyde CDU ile birlikte hükümeti yöneten genel başkanı Lars Klingbeil, oyu 'Berlin'e verilmiş bir mesaj' olarak değerlendirdi.
Tam adı 'Almanya için Alternatif' olan aşırı sağcı ve göçmen karşıtı AfD, sadece seçim kampanyasına damgasını vurmakla kalmadı, aynı zamanda oylamadan sonra en güçlü siyasi güç haline geldi. Saksonya-Anhalt'ta seçmen katılımı özellikle yüksek oldu ve yüzde 77,8'e ulaştı.
AfD şu anda ulusal anketlerde de liderliği sürdürüyor ve Şansölye Friedrich Merz'in muhafazakarları ile sosyal demokratların önünde yer alıyor. Ancak partiye yönelik ana destek, Almanya'nın doğu eyaletlerinde yoğunlaşıyor. AfD, 2024 yılında komşu Türingiya eyaletindeki bölgesel seçimleri de kazanmış, ancak yönetimi devralmak için yeterli sandalye sayısına ulaşamamıştı.
Partinin en tartışmalı politikalarından biri, geniş çapta göçmenlerin kitlesel olarak sınır dışı edilmesi olarak anlaşılan 'remigrasyon' kavramı. AfD ise bunun sadece suçluların ve ülkede yasa dışı bulunan kişilerin sınır dışı edilmesi anlamına geldiğini savunuyor.
Parti, 16 Alman eyaletinden birini yönetse bile, böyle bir politikayı federal düzeyde hayata geçiremeyecek. Ancak yerel düzeyde önemli yetkiler kazanmış olacak.
AfD, Saksonya-Anhalt'taki Dessau kentinde bulunan Bauhaus tasarım okuluna da özellikle sert eleştiriler yöneltiyor. Naziler 1933'te iktidara geldikten sonra bu okulu kapatmıştı. Parti, okulu 'modernizmin çıkmaz sokağı' olarak tanımlıyor; bu durum ise Nazi dilini hatırlatan bir söylem kullandığı yönündeki suçlamalara yol açıyor.
Seçim arifesinde Magdeburg'da düzenlenen AfD karşıtı 'Demokrasi Festivali'nde bir gösterici, Almanların 'tarihten ders alması ve geriye dönmemesi' gerektiğini söyledi.
Seçim sonuçları, Münih ve Bavyera'daki Yahudi cemaatinin uzun süreli başkanı ve Holokost'tan sağ kurtulan Charlotte Knobloch'u da endişelendirdi.
93 yaşındaki Knobloch, 'Böyle günlerde ülkemi tanımakta zorlanıyorum' diyerek, geleneksel partileri kayıtsız kalmamaya ve 'bu çöküşe' izin vermemeye çağırdı.
Saksonya-Anhalt'taki önde gelen AfD temsilcilerinden Hans-Thomas Tillschneider de Rusya'ya yönelik tutumu nedeniyle eleştiriliyor. Ofisinde neden Rus ordusunun resminin olduğu bir kupa bulunduğuna dair bir soruya, bunun sadece bir hatıra eşyası olduğunu ve 'bu bizim savaşımız değil' cevabını vermişti.