Siyana'nın babası ve 'Siyanie' (Işıltı) hareketinin kurucusu Nikolay Popov, Yambol yakınlarındaki Trakya Otoyolu'nda meydana gelen ve iki çocuk ile bir babanın hayatını kaybettiği ağır kazanın ardından devlet kurumlarını sert bir dille eleştirdi. Popov, bir ayı aşkın süredir toplantı talep ettiğini ancak kurumların kendisiyle iletişimi kestiğini açıkladı.
Nova televizyonuna konuşan Popov, otoyoldaki metal bariyerler yerine beton bariyer sistemleri olsaydı bu trajedinin önlenip önlenemeyeceğini sorguladı. Devletin, kazada hayatını kaybedenlerin yakınlarına ve kamuoyuna verdiği sözü tutması gerektiğini vurguladı: trafik güvenliği konusunda somut adımlar atmak.
Popov'un en sert sözleri, ilk vaatlerin ardından gelen kurumsal sessizliğe yönelikti. «Bize verilen sözün yerine getirilmesini istiyoruz. Trafik güvenliği konusunda birlikte çalışacağımıza inandık. Bir ayı aşkın süredir toplantı talep ediyorum ama iletişim kesildi. Umarım verilen sözler tutulur» dedi.
Bu sözler, yeni bir kazanın ailelerden çocukları alıp götürdüğü bir dönemde geldi. Popov'a göre bu olay, 12 yaşındaki Siyana'nın ölümünün ardından 'Siyanie' hareketini kurmasına yol açan sorunun bir devamı niteliğinde.
Popov, yüksek hızda ağır bir kamyonun belirli bir açıyla çarpması durumunda metal bariyerlerin aracı kendi şeridinde tutamayacağını açıkladı. «Ne kadar metal bariyer koyarsanız koyun, bu hızda, bu çarpma açısında ve bu kadar ağır bir kamyonu durduramazsınız» dedi.
Popov'a göre daha etkili çözüm, «Jersey» tipi beton bariyer sistemleri. Bu sistemler sadece şeritleri ayırmakla kalmıyor; çarpma anında aracı kendi şeridine geri döndürüyor ve karşı yöne geçişi önlüyor.
Ulaştırma Bilim-Teknik Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Müh. Yassen İşev, benzer sistemlerin Avrupa, ABD ve Bulgaristan'ın komşu ülkelerinde çoktan yaygın biçimde kullanıldığını belirtti. Ona göre Bulgaristan, uzman çevrelerin yıllardır farklı bir çözüm talep etmesine karşın hâlâ ağırlıklı olarak metal bariyerlere güveniyor.
İşev, Ulaştırma Bilim-Teknik Birliği'nin on yılı aşkın süredir bu konuyu Yol Altyapısı Ajansı ve Bölgesel Kalkınma Bakanlığı'na taşıdığını açıkladı. Yuvarlak masa toplantıları düzenlendi, görüşler ve sonuç belgeleri sunuldu; ancak beton sistemler hâlâ standart uygulama olarak benimsenmedi. İşev'e göre beton bariyerler en az 50 yıl dayanıyor; bu da onları yalnızca daha güvenli değil, uzun vadede finansal açıdan da daha avantajlı kılıyor.
Bu sistemlerin Bulgar otoyollarında neden kullanılmadığı sorusuna İşev, temel gerekçe olarak ihale makamını işaret etti: Yol Altyapısı Ajansı (API). «Daha pahalı olduklarına dair açıklamalar aldık; ancak bu gerçekle örtüşmüyor» dedi İşev.
Popov da metal bariyerlerin başlı başına yasa dışı olmadığını ve mevcut yönetmeliklere uygun olduğunu kabul etti. Ancak asıl sorunun bu olmadığını savundu. «Bu, mevcut sistemlerin yasadışı olduğu anlamına gelmiyor. Devletin en güvenli seçeneği tercih etmediği anlamına geliyor» dedi Siyana'nın babası.
Yambol yakınlarındaki ağır kaza vesilesiyle Popov, edindiği bilgilere göre kazayı yapan tır sürücüsünün daha önce de ihlali bulunduğunu öne sürdü. Bir önceki gün kamyonun aşırı yüklü olduğunu iddia etti; kazanın yaşandığı gün ise soruşturmacılardan aldığı bilgiye göre sürücünün gişe kameralarına bir elinde telefon, diğer elinde bardakla görüntülendiği ortaya çıktı.
Bu iddialar yetkili soruşturma organları tarafından resmi olarak incelenecek. Ancak Popov, esas sorunun ağır taşımacılık üzerindeki etkin denetim eksikliği olduğunu ısrarla vurguladı. «Kazaların ve ölen çocukların çözümünün anahtarı ağır trafiğin denetlenmesidir. Bu kamyonlarda GPS cihazları ve takograflar var, takip edilebilirler. Soru şu: devlet gerçek bir denetim uygulayacak mı?» dedi.
Nikolay Popov, 12 yaşındaki kızı Siyana'yı ağır bir trafik kazasında yitirdi. O günden bu yana kişisel acısını toplumsal bir davaya dönüştürdü. Son aylarda daha sert önlemler, daha iyi altyapı, kurumsal hesap verebilirlik ve ağır araçlar üzerinde sürekli denetim talep ediyor. Trakya Otoyolu'ndaki yeni trajedi bu tartışmayı tam güçle geri getirdi. Popov, kazayı yalnızca sürücünün bireysel davranışına bağlamıyor; aşırı yüklü kamyonlar ve riskli güzergâhlar üzerindeki sistemik denetim başarısızlığıyla doğrudan ilişkilendiriyor.
Metal bariyerler ile 'Jersey' tipi beton sistemler arasındaki tartışma aslında şu soruyu gündeme taşıyor: Teknik bir kararın bedeli kaç cana mal oluyor? Uzmanlar daha güvenli bir seçeneğin var olduğunu söylüyor; hayatını kaybedenlerin yakınları ise neden o seçeneğin tercih edilmediğini soruyor. Her kazanın ardından kurumlar toplantı, inceleme ve önlem vaat ediyor, ardından iletişimi kesiyor. İşte bu döngü acıyı güvensizliğe dönüştürüyor. En korkunç olan şu: sistemin bir sonraki sınavı yeniden birilerin canına mal olabilir.