Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD) Eşbaşkanı Lars Klingbeil, Saksonya-Anhalt eyaletindeki bölgesel seçim sonuçlarının Berlin'deki federal hükümet için bir uyarı niteliği taşıdığını belirterek, politikaların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Klingbeil, ZDF televizyonuna yaptığı açıklamada, hükümetin seçimlerin ardından bir muhasebe yapması gerektiğini ve "Bundan emin olabilirsiniz, tam olarak bunu yapacağız" dedi. Seçimlerde katılım oranı, Almanya'nın birleşmesinden bu yana eyaletteki en yüksek seviye olan yüzde 77,8'e ulaşarak seçmenin sandığa olan ilgisini gözler önüne serdi.
Öte yandan aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi, eyalette tarihi bir zafer kazandı. Çıkış anketlerinde yüzde 44,5 olarak yansıyan sonuç, nihai verilere göre yüzde 43,8 olarak tescillendi. Partinin 35 yaşındaki bölgesel lideri Ulrich Siegmund, ARD televizyonuna verdiği demeçte partisinin 'tarih yazdığını' ifade ederek, "Ülkemizde köklü bir siyasi değişime, nihayet kendi çıkarlarımızı ve ülkemizi önceleyen bir politikaya ihtiyacımız var" dedi. Siegmund, göç ve iç güvenlik gibi konularda taviz vermeyeceklerini belirterek, CDU lideri Friedrich Merz'in muhafazakar seçmeni geri kazanma stratejisinin ters teptiğine dikkat çekti ve Merz'i AfD için "çok iyi bir ajitatör" olmakla suçladı.
83 sandalyeli bölgesel parlamentoda AfD, 39 milletvekilliği çıkararak mutlak çoğunluk için gereken 42 sandalyenin sadece 3 gerisinde kaldı. Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) oylarını yüzde 37,1'den yüzde 17,2'ye düşürerek tarihi bir kayıp yaşarken, SPD yüzde 9,3, Yeşiller yüzde 8,9, Sol Parti yüzde 8,6 ve Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW) yüzde 5,3 ile meclise girdi. Özgür Demokrat Parti (FDP) ise yüzde 2,6 ile meclis dışında kaldı. AfD liderleri Alice Weidel ve Tino Chrupalla, en güçlü siyasi güç olarak hükümeti kurma mandatlarına sahip olduklarını savunarak, Siegmund'un eyaletin yeni başbakanı olacağını ilan etti.
Ancak AfD'nin iktidar yolu, diğer ana akım partilerin uyguladığı 'güvenlik duvarı' (Brandmauer) politikası nedeniyle engellenmiş durumda. CDU lideri Friedrich Merz, sonucun partisini "sarsıntıya uğrattığını" ve Almanya'nın parti sistemindeki derin değişimlere işaret ettiğini kabul etmekle birlikte, "Aşırıcılarla ve özellikle de aşırı sağcı ekstremistlerle çalışmıyoruz" diyerek işbirliği kapısını kesin bir dille kapattı. Buna karşın AfD, CDU milletvekillerine hükümeti kurma çağrısında bulunarak, savaş sonrası Almanya tarihinde aşırı sağcı bir partinin bir eyaleti yönetmesi gibi eşi benzeri görülmemiş bir hamle yaptı. Merz'in liderliğindeki CDU'yu önümüzdeki haftalarda ve 2027 yılında yapılacak diğer bölgesel seçimlerde zorlu bir sınav bekliyor. Bu durumda dengeyi belirleyecek kilit konum, 5 sandalyeye sahip olan BSW'ye geçti. BSW, hem Siegmund'a hem de CDU'nun adayı Sven Schulze'ye destek vermeyeceklerini açıklayarak, partiler üstü bir başbakan adayı ve değişken çoğunluklarla yönetilen bir hükümet modeli önerdi. Siegmund bu teklifi reddederek, hükümet kurulamazsa yeni seçimlere gidilebileceğini ve AfD'nin oylarını yüzde 50-55'e çıkarabileceğini öne sürdü.
Eyalet anayasasına göre başbakan seçimi için ilk iki turda 42 oy gerekiyor. Bu sağlanamazsa parlamentonun kendini feshetme seçeneği bulunuyor; ancak üçüncü turda en çok oyu alan aday seçilebiliyor. Mevcut tabloya göre AfD (39) ile diğer partilerin ortak adayı (39) arasında kilit rolü tek bir BSW milletvekili oynayabilir. Yeni parlamentonun en geç 6 Ekim'e kadar toplanması gerekirken, başbakan seçimi için kesin bir süre sınırı bulunmuyor. Seçimlerin federal düzeydeki en büyük kaybedeni ise CDU lideri Friedrich Merz'in aşırı sağcıları durdurmaya yönelik stratejisinin çöküşü olarak okunuyor. Analistler, güvenlik duvarının ayakta kalmayı başardığını ancak arkasındaki alanın giderek küçüldüğünü vurguluyor.