Amerikalı küresel hava durumu modeli GFS, Bulgaristan Karadeniz kıyılarında önemli yağışlara işaret eden bir senaryo çiziyor. Meteo Balkans meteorologlarına göre, benzer bir ihtimal yaklaşık iki haftadır tahminlerde yer alsa da, mevcut hesaplamalar hala kesinlik taşımıyor ve nihai olarak kabul edilmemeli.
Eylül ayının gelmesiyle birlikte, Akdeniz alçak basınç sistemlerinin Balkan Yarımadası ve Bulgaristan'daki hava durumu üzerindeki etkisi artmaya başlıyor. Belirli atmosferik koşullar altında bu sistemler, büyük miktarda nem taşıyarak uzun süreli veya şiddetli yağmurlara neden olabiliyor.
Dikkatlerin artmasındaki en önemli sebeplerden biri, deniz suyu yüzey sıcaklığının yüksek olması. Isınan Karadeniz, atmosferik süreçlerin gelişimi için ekstra nem ve enerji sağlayabiliyor.
Uygun sinoptik koşullar oluştuğunda bu durum, güçlü bulutlanmaya, şiddetli yağışlara ve gök gürültülü fırtınalara zemin hazırlıyor. Yağış alanlarının uzun süre aynı bölgeler üzerinde kalması durumunda risk daha da artıyor.
Model, metrekareye 100 litrenin üzerinde yağış ihtimalini masada tutuyor
GFS modelinin son güncellemelerinde, bazı bölgelerde biriken yağış miktarının metrekareye 100 litreyi aşabileceğine dair bir senaryo ortaya çıktı. Ancak uzmanlar, bu rakamların henüz belirli yerleşim yerleri için kesin bir tahmin olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Avrupa modeli ECMWF de en şiddetli yağışların görüleceği bölgenin yerini değiştirmeye başlayarak bu alanı kademeli olarak batıya kaydırıyor. Bu eğilim, GFS'nin önceki güncellemelerinde görülen gelişimi bir miktar andırıyor.
Farklı sayısal modeller arasındaki bu tutarsızlıklar, daha uzun vadeli tahminlerde sıkça karşılaşılan bir durum. Yapılacak her yeni hesap, hem siklonun izleyeceği rotayı hem de en yüksek yağış miktarlarının beklendiği bölgeleri değiştirebiliyor.
Kesin yağış dağılımı, olaya çok kısa bir süre kala netleşecek
Potansiyel olarak tehlikeli meteorolojik durumlarda, yağışların tam dağılımı genellikle gerçekleşmelerinden sadece iki veya üç gün önce netleşiyor. Siklonun rotasında, hızında ve gelişiminde meydana gelecek en ufak değişiklikler bile bölgeler arasında ciddi farklar yaratabiliyor.
Bir bölgeye kısa sürede çok ciddi miktarda yağış düşerken, komşu bölgeler çok daha zayıf yağışlarla kurtulabiliyor. İşte bu yüzden mevcut haritalar, kesin bir metrekareye 100 litre yağış tahmininden ziyade, potansiyel tehlikeli bir sinoptik durum için erken bir uyarı sinyali olarak değerlendirilmeli.
Karadeniz kıyılarındaki belediyeler, durumu ve meteoroloji servislerinin resmi uyarılarını dikkatle takip etmeli. Tahmin edilen senaryo gerçekleşirse, yerel sel baskınları, su seviyelerinde hızlı yükselmeler ve hassas bölgelerde taşkınlar yaşanması mümkün.
Özellikle alçak kesimlerde, nehir yatakları, dereler, alt geçitler ve yetersiz drenaj altyapısına sahip bölgelerde büyük bir dikkat gerekiyor. Yoğun yağışlar öncesinde kanalizasyon sistemlerinin ve kritik tesislerin zamanında kontrol edilmesi, olası zararları en aza indirebilir.
Çarevo ve Elenite'de yaşanan yıkıcı sel felaketlerinin ardından, olası riskler kesinlikle küçümsenmemeli. Aynı zamanda, uzun vadeli hesaplamalara da gereksiz bir endişe yaratmadan, dikkatli bir şekilde yaklaşmak gerekiyor.
GFS ve ECMWF modellerinden gelecek sonraki güncellemeler, bu senaryonun korunup korunmayacağını ve ülkenin hangi bölgelerinin en ciddi şekilde etkilenebileceğini gösterecek. Spesifik uyarılar için belirleyici olan, beklenen hava durumu gelişiminden hemen önce yapılacak tahminler olacak.