Avrupa hava durumu modellerinin son 10 gün sonrasına ilişkin tahminlerinde endişe verici sinyaller belirmeye başladı. Senaryo, geçen yaz yaşadığımız duruma benziyor: Karadeniz'in aşırı ısınması, Akdeniz üzerindeki yüksek sıcaklıklar ve uygun atmosferik dinamiklerin bir araya gelmesi, çok güçlü yağış süreçlerinin gelişmesine zemin hazırlayabilir.
Avrupa modelinin son hesaplama senaryolarından birine göre, İstanbul ve Türkiye'nin komşu bölgelerinde metrekareye 100-150 litreyi bulabilecek çok ciddi yağışlar için bir bölge oluşuyor.
Ancak burada altını çizmek gerekir ki bu, kesin bir yağış tahmini değil, oldukça uzak vadeli bir model öngörüsü. "Meteo Balkans"ın aktardığına göre, 10 günlük bir ufukta atmosferik sistemlerin tam rotası ve en şiddetli yağışların nerede yoğunlaşacağı konusunda hala büyük bir belirsizlik var.
Peki, bu yağış bölgesi Bulgaristan'a doğru kayabilir mi? Önümüzdeki günlerin en çok tartışılacak sorularından biri bu. Modellerin her yeni hesaplamasında yağış bölgesinin konumu değişebiliyor. Atmosferik sürecin kuzeye doğru nispeten küçük bir kayışı bile, Bulgaristan Karadeniz kıyılarını çok daha yüksek bir şiddetli yağış riski bölgesine sokabilir.
Asıl tehlike de tam burada gizli. Bu tür durumlarda mesele sadece geniş çaplı bir cephe sürecinden gelen düzenli yağışlar değil. Konvektif hücreler ve sistemler gelişebilir; bu da nispeten dar bir alanda çok kısa sürede devasa miktarlarda yağmurun yağmasına neden olabilir.
Karadeniz'deki yağışları tahmin etmek neden bu kadar zor? Konvektif yağışlar, kesin olarak tahmin edilmesi en zor meteorolojik olaylar arasında yer alıyor. Bunun nedeni, gelişimlerinin çok sayıda faktöre bağlı olması: hava sıcaklığı ve nemi, deniz yüzeyi sıcaklığı, atmosferin dikey profili, arazi yapısı ve yerel sirkülasyon.
Karadeniz'in ısınmış olması, atmosferik süreçler için ek enerji ve nem sağlayabiliyor. Uygun dinamikler mevcut olduğunda, bu durum güçlü kümülonimbus (sağanak bulutları) oluşumlarının hızla gelişmesine yol açabiliyor.
Bu tür durumlarda, birbirine çok yakın iki bölge arasındaki fark devasa boyutlara ulaşabiliyor. Bir yerde yağış nispeten zayıf kalırken, sadece onlarca kilometre ötede kısa bir süre içinde onlarca, hatta metrekareye 100-200 litreden fazla yağmur yağabiliyor.
Bu senaryolar, kaçınılmaz olarak son yıllarda Bulgaristan Karadeniz kıyılarının çeşitli bölgelerini, özellikle Çarevo ve Elenite'yi vuran ağır selleri ve daha önce Varna ile Asparuhovo bölgesinde yaşanan şiddetli yağış durumlarını akıllara getiriyor.
Ancak bu, belirli bir felaketin tekrarlanacağı anlamına gelmiyor. Bu aşamada böyle bir sonuca varmak için çok erken.
Bunun yerine, önümüzdeki günlerde dikkatle izlenmesi gereken potansiyel olarak tehlikeli bir atmosferik senaryodan söz etmek daha doğru olur.
Önümüzdeki günler kritik önem taşıyacak. En önemli konu, modellerin sonraki hesaplamalarının Batı Karadeniz ve Türkiye bölgesinde önemli bir yağış süreci oluşumu eğilimini koruyup korumayacağı veya ana yağış bölgesini güneye, kuzeye ya da doğuya kaydırıp kaydırmayacağı olacak.
Bu tür durumlarda, atmosferik sirkülasyondaki en küçük değişiklikler bile Bulgaristan için yapılan tahminde köklü bir değişikliğe yol açabiliyor.
Bu nedenle, şu anda Bulgaristan Karadeniz kıyılarında metrekareye 200 litre yağış tahmini olduğu varsayımına kapılmamak gerekiyor. Modellerde daha geniş bölgede potansiyel olarak çok ciddi bir yağış sürecine dair bir sinyal var, ancak tam konumu ve şiddeti henüz gerekli güvenilirlikle belirlenemiyor.