Icerige atla
Yaşam ⭐ 85/100

İyilik Yaşıyor ve 2914 Metreye Ulaştı! 9 Melek Kris'i Vihren Zirvesine Taşıdı

İyilik Yaşıyor ve 2914 Metreye Ulaştı! 9 Melek Kris'i Vihren Zirvesine Taşıdı

Tekerlekli sandalye kullanan Kris, bugün Pirin Dağları'nın en yüksek zirvesi olan Vihren'e ulaştığını gururla söylüyor. Annesi için bu, uzun süre sadece imkansız bir hayaldi.

Pirin Dağları, deneyimli dağcılar için bile zorlu ve acımasızdır. Dik yamaçlar, kaygan zeminler, eriyen karlar ve tehlikeli patikalar tırmanışı gerçek bir sınava dönüştürür. Ancak dokuz gönüllü dağcı, "imkansız" kelimesini sözlüklerinden çıkararak Kris'in tekerlekli sandalyesini ve hayallerini sırtlanıp yola koyuldu.

Zorlu patikada düşmeler, çarpmalar ve tükenmişlik anları yaşandı. Korku ve gerilim hakimdi. Fakat akıllarından en ufak bir vazgeçme fikri bile geçmedi.

Anne Valya, o anları ve kahramanları şu sözlerle anlatıyor: "Dağ bize merhamet etmedi. Kar eriyor ve her adımı tehlikeli hale getiriyordu. Taşlar affetmiyordu, dik yamaçlar nefes aldırmıyordu. Bazen öyle sessiz anlar yaşıyorduk ki, kimse konuşmuyor, sadece birbirimize bakıyorduk. Hepimiz aynı şeyi biliyorduk; bu sıradan bir tırmanış değildi. Düşüyorduk, canımız yanıyordu, dile getirilmeyen korkular yaşıyorduk ama 'bitti' kelimesini bir kez bile duymadım."

Kris'i zirveye taşıyan o dokuz kahramanın isimleri ise şöyle: Genko Gençev, Vera Asenova, Krum Krastev, Rigor Mortis, İvo H. Tanev, Dimitar Şişkov, Plamen, Viktoriya Valentinova Atanasova ve Plamena Parapanova.

Bu ekip, sıradan bir dağ tırmanışının çok ötesinde bir amaç için bir araya geldi. Anne Valya, Facebook hesabından yaptığı duygusal paylaşımda, bu yolculuğun insan iradesinin her türlü engelden daha güçlü olduğunun kanıtı olduğunu vurguladı.

Ekip zirveye ulaştığında ortalıkta coşkulu çığlıklar veya gürültülü kutlamalar yoktu. Sadece derin bir sessizlik hakimdi. Kelimelerin gereksiz kaldığı o nadir anlardan biriydi. Vihren fethedilmişti.

Ancak asıl zafer bundan ibaret değildi. Korku yenilmişti, şüpheler silinmişti ve insanların kendi kendilerine koydukları sınırlar yıkılmıştı.

Duygulu anne, "Onlar sadece bir tekerlekli sandalye taşımıyordu. Onlar umut taşıyordu" diyerek hislerini dile getirdi.

Bu unutulmaz tırmanış, ona iyiliğin hala var olduğunun, insanlığın yaşadığının ve insanlar bir hayal etrafında kenetlendiğinde tüm sınırların ortadan kalktığının en güzel kanıtı oldu.

Paylaş: