Bulgaristan'da cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşıirken, GERB partisinin aday belirleme sürecindeki gecikmesi dikkat çekiyor. Medya uzmanı Nidal Algaferi, partinin 'sürpriz aday' hamlesi yapma şansını neredeyse tamamen yitirdiğini savunurken, siyaset bilimciler de adayların artık parti logolarından uzaklaşıp bağımsız görünmeyi tercih ettiğine dikkat çekiyor.
Medya uzmanı Nidal Algaferi, GERB'nin seçim öncesi tutumunu en net şekilde ele alan isim oldu. Partinin kararını çok fazla ertelediğini ve her geçen hafta seçmeni şaşırtma ihtimalinin düştüğünü belirten Algaferi, "GERB o kadar çok gecikti ki, artık aday çıkarıp çıkarmamaları veya son anda şapkadan tavşan çıkarır gibi bir sürpriz yapmaları çok zor," ifadelerini kullandı.
Algaferi'ye göre sorun sadece tek bir partinin gecikmesiyle sınırlı değil; Bulgar siyasetinde parti yapılarına duyulan güvenin erimesi çok daha büyük bir değişim. Geçmişte partilerin meydanlarda yüz binleri topladığını hatırlatan Algaferi, "O zamanlar onlara bir güven ve umut vardı. Ancak şimdi, hangi formatta olursa olsun 5 bin kişiyi bile toplayabilecek bir parti yok," dedi. Bu nedenle cumhurbaşkanlığı seçimlerinde parti programlarından çok adayların kişisel imajı, duruşu ve tanınırlığı ön plana çıkıyor.
Doç. Dr. Diana Damyanova da adayların parti markalarından uzaklaşma eğilimine dikkat çekiyor. Damyanova'ya göre bu bir tesadüf değil, tamamen bir mantık sonucu: "Yıllar süren geçiş sürecinin ardından anladılar ki, bugünkü Bulgaristan'da parti işi kirli bir iş ve halktan destek görmüyor." Adaylar, bir partiye sıkı sıkıya bağlı görünmenin kendilerine parti tabanının ötesinde kaybettireceğini bildikleri için bağımsız ve sivil görünmeyi tercih ediyor.
"Adaylar partilerden kaçmıyor, adaylar kendilerine vereceğinden çok şey alan parlak parti desteğinden kaçıyor," diyen Damyanova, arka planda ise tamamen bilinen parti yapılarının olduğunu vurguladı. Damyanova, sivil görünümün seçmenin algısını tamamen değiştirmeyeceğini, seçmenin kimin kimin arkasında olduğunu bildiğini ve parti oylarının bu seçimde de dominat olacağını belirtiyor. Ayrıca bu mesafenin, olası bir yenilgi durumunda partilerin zararı sınırlamasına da yardımcı olduğunu ekledi.
Bu bağlamda mevcut Cumhurbaşkanı Yardımcısı İliyana İotova'nın farklı bir başlangıç avantajına sahip olduğuna değinen uzmanlar, onun zaten yerleşik bir siyasi ve kurumsal figür olduğunu hatırlatıyor. Georgi Lozanov, İotova'nın sadece gazeteci kimliğiyle anılmasının artık gerçek siyasi biyografisini yansıtmadığını belirterek, "İliyana İotova uzun süredir siyasetin içinde. Onun için hala gazeteci demek biraz geçmişe ait bir durum," yorumunu yaptı.
Seçimlerin ikinci tura kalması neredeyse kesin görünüyor. Damyanova, bunun en büyük sebeplerinden birinin seçmen listeleri ve geleneksel düşük katılım olduğunu vurguluyor: "İkinci tur olacak, çünkü işlevsiz olduğunu söylediğimiz Bulgar partileri, 5 milyon nüfuslu bir ülkede 6 milyon 700 bin seçmeni barındıran listeleri tutmaya devam ediyor." Bu yapı ve beklenen düşük katılım göz önüne alındığında, ilk turda gerekli sonucun alınması pratikte imkansız.
İkinci turda oy transferi de hiç kolay olmayacak. Damyanova, parti liderlerinin seçmenlerine ikinci turda kime oy vereceklerini basitçe dayatamayacağı görüşünde. Siyasi kutuplaşmanın çok derinleştiğine işaret eden Damyanova, "Vazrajdane seçmenini parti iradesiyle PP-DB'nin desteklediği bir adaya oy vermeye ikna etmek, burada artık ciddi bir sihir gerektirir," şeklinde konuştu. Lozanov da birbirine zıt siyasi kamplar arasında oyların kolayca yönlendirilemeyeceği konusunda hemfikir.
Bir diğer büyük bilinmeyen ise sandığa gitmeyenler. Damyanova, şu an seçmeni motive edecek bir kampanya görmediğini, mevcut durumun seçmeni sadece 'kötü anlamda' güldürdüğünü ifade etti.
Sonuç olarak seçimler, partilere duyulan azalan güven ile partilerin kendi sert çekirdeklerini mobilize etme kapasitesi arasında bir çekişmeye sahne olacak. Algaferi'ye göre GERB'nin gecikmesi tam da bu yüzden bu kadar kritik. Parti markası tek başına yeterli olmadığında, bir adayın tanınabilir hale gelmesi, kendi imajını oluşturması ve parti tabanı dışındaki insanlara ulaşması için zamana ihtiyacı var. Cumhurbaşkanlığı kampanyasında ise bu zaman, şapkadan çıkarılacak herhangi bir 'tavşandan' çok daha değerli.