Batı Avrupa zorlu bir yaz geçirdi. Fransa, Birleşik Krallık ve Belçika gibi ülkeler farklı sıcaklık ve sıcak hava rekorları kaydetti, kıta uzun ve yorucu sıcak dalgalarının etkisi altında kaldı. Değişen iklimin ve yaşam tarzının en görünür sembollerinden biri klima oldu. Özellikle AC teknolojisinin yaygın olmadığı ülkelerde klima tartışması giderek büyüdü. En muhafazakâr klima karşıtlarının bile kabul ettiği gibi, ne kadar ekolojik olmayan ve sürdürülemez olursa olsun bu makineler bazıları için yaşamsal önem taşıyor.
Aslında Avrupa'nın bazı büyük kentlerinde uzun süredir "uzlaşmacı" klimalar, yani daha az enerji kullanan, ısıtılmış havayı kent ortamına salmayan, soğutucu akışkan sızıntısı riski ve kullanımını sınırlayan, çok daha sürdürülebilir bir soğutma seçeneği geliştiriliyor ve kullanılıyor. Temiz vicdan isteyen insanlar ve kent yönetimlerinin eko-klimaları. Viyana, Helsinki, Stokholm, Paris, Cenevre ve diğer kentlerde merkezi ısıtma prensibiyle çalışan farklı kentsel soğutma sistemleri geliştirildi. Yazın binalara sıcak su ya da buhar yerine soğuk su ulaştırılıyor ve binalardan gelen ısı bu suyla uzaklaştırılıyor.
Viyana
Avusturya'nın başkentine ait merkezi soğutma sistemi 2007'de ilk binaların bağlanmasıyla başladı ve kent enerji şirketi Wien Energie tarafından yönetiliyor. Soğutma, evsel atık yakma tesisinden gelen atık ısı ve yenilenebilir kaynaklardan elde edilen elektrik enerjisiyle sağlanıyor. Sistem tek bir noktaya yoğunlaşmıyor; suyu yaklaşık 5-6 dereceye kadar soğutan çillerli birkaç büyük merkez bulunuyor. Su yer altındaki boru hatlarıyla pompalanıyor, binalara ulaşıyor ve onları soğutuyor. Viyana Belediye Sarayı da sistemin müşterileri arasında.
Boru hatlarında ilerlerken su binalardan ısıyı alıyor ve geri götürüyor. Daha sonra çillerlere dönüyor ve yeniden soğutuluyor. Çillerlerin bir kısmı da soğutma için Tuna Nehri'nden gelen suyla soğutuluyor ve su daha sonra nehre geri veriliyor. Borularda dolaşan soğutma suyu nehirden değil. Wien Energie'ye göre bu yöntemle karbon dioksit emisyonları konvansiyonel klimalara kıyasla %50 daha az oluyor. Ayrıca binalardan alınan ısı sokağa üflenmiyor ve kentsel ısınmaya katkıda bulunmuyor. Su bazlı soğutma sistemi çok daha sessiz.
Merkezi soğutmanın müşterileri Viyana'da 300'den fazla bina; belediye sarayı, kent genel hastanesi, ofisler ve ticari alanlar, tiyatrolar ve müzeler gibi kültürel kurumlar, oteller ve restoranlar. Tüketicide soğutma, geleneksel klimalara benzeyen ve soğuk suyla soğutulan bir ısı eşanjöründen havayı geçiren fanlı konvektörler şeklinde olabiliyor. Bir diğer seçenek soğutma panelleri. Yeni inşaatta sistem, duvarlara, tavana ya da zemine gömülü borucuklara soğuk suyu dağıtabiliyor.
2025'te enerji şirketi yeni bir yöntemi devreye aldığını duyurdu; Viyana Tıp Üniversitesi kampüsündeki şirketin son soğutma merkezinde buz depolama sistemi kullanılmaya başlandı. Teknoloji, su ile doldurulmuş yalıtımlı 10 metrelik bir konteynerden oluşuyor. Su, soğutucu akışkanlı borular yardımıyla donduruluyor ve dev bir buz kütlesine dönüşüyor. Daha sonra rezervuar boşaltılıyor, buz eriyor ve soğuk enerji serbest kalıyor. Bu enerji borular ve ısı eşanjörleri aracılığıyla merkezi soğutma ağına aktarılıyor.
Buz sisteminin amacı günün en sıcak bölümünde soğutma talebinin zirve yaptığı anları karşılamak. Buzun geceleri üretilmesi fikrine dayanıyor; bu sayede çillerler ucuz yeşil elektrikle çalışıyor ve suyu donduran soğutma sıvısını soğutuyor. Soğutmanın bir kısmında Tuna Nehri'nden su kullanılıyor. Gündüz elektrik ve soğutma talebi arttığında buz akümülatöründeki soğuk talep bir kısmını karşılıyor ve çillerlerin yükünü azaltıyor. Akümülatör boşaltılırken borulardaki sıvı buzun soğukluğunu alıyor ve ısı eşanjörleriyle soğutma ağına iletiyor. Beklentilere göre bu yeni merkez, konvansiyonel klimalara kıyasla yılda 1000 ton karbon emisyonu tasarrufu sağlayacak.
Stokholm
İsveç'in başkenti hem soğutma hem ısıtmada enerji israfını en aza indirme örneği. Sistem enerji şirketi Stockholm Exergi tarafından yönetiliyor ve ısıtma ile soğutma ağları birbirine enerji aktarabiliyor. Merkezi soğutma ağı 250 kilometre uzunluğunda ve yüzlerce iş müşterisine ulaşıyor; hükümet ve ticari binalar, alışveriş merkezleri ve veri merkezleri.
Sistem farklı enerji kaynakları kullanıyor. Isıtma ağırlıklı olarak biyoyakıt ve atık yakma tesislerinden gelen ısıyla sağlanıyor. Soğutma için Baltık Denizi'nin derinliklerinden ve Mälaren Gölü'nden gelen soğuk su kullanılıyor. Su, sistem merkezlerindeki ısı eşanjörlerine pompalanıyor. Orada borularla kentteki binalara giden "iç su"yu soğutuyor. Yılın bazı dönemlerinde deniz suyu yeterince soğuk oluyor ve soğutmak için ek enerjiye gerek kalmıyor; böylece maliyet ve emisyon tasarrufu sağlanıyor. Isı eşanjöründen geçtikten sonra su denize geri dönüyor. İlkbahar, kış ve sonbaharda sistem örneğin veri merkezleri için kullanılıyor.
Yazın soğutma tüketimi arttığında ve deniz suyu ısındığında Stokholm'de Viyana'da olduğu gibi dev çillerler devreye giriyor ve kentsel ağ için suyu soğutuyor. Baltık Denizi'nden pompalanan su çillerleri soğutmak için kullanılıyor. Veri merkezlerinin sistemdeki rolü önemli; onlardan ve diğer binalardan alınan ısı entegre sistemle geri kazanılabiliyor ve kışın merkezi ısıtma, sıcak su ve kalorifer için kullanılabiliyor.
Soğutma sistemi son derece yüksek bir verimlilik katsayısı kaydediyor; 6,2. Yani 2025'te kullanılan her bir kilovat saat elektrik enerjisi ortalama 6,2 kilovat saat soğutma sağladı.
Cenevre
Birleşmiş Milletler Uluslararası Sarayı, Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Çalışma Örgütü merkezleri, havalimanı ve Cenevre'nin merkezi iş bölgesi Cenevre Gölü'nün suyu ile soğutuluyor. Sistemin adı GeniLac ve yazın soğutma, kışın ısı sağlıyor. Suyun ağ için alındığı nokta kıyıdan uzak 45 metre derinlik. Bu seviyede sıcaklık yıl boyunca sabit kalıyor ve özellikle yazın yeterince düşük; 6-7 derece.
Su bir pompa istasyonuna ulaştırılıyor ve buradan soğukluk borularla abonelere gidiyor. Yazın su o kadar serin ki soğutmak için çillere gerek kalmıyor. Su ısı eşanjörlerinden geçiyor, sistem için "iç su"yu soğutuyor ve göle geri dönüyor. Kışın su ısı pompalarına gönderiliyor; suyun yetersiz ısısı kullanılıyor, elektrikle ek ısı ekleniyor ve ısınma sağlanıyor.
Kentin planı önümüzdeki yıllarda sistemi yeni ve mevcut konutlara, veri merkezlerine ve onlarca kilometre yeni boru hattıyla ulaştırmak. Bu gerçekleştiğinde, gelecek on yılın ortasında Cenevre'nin emisyonlarının yılda 70.000 ton azalması bekleniyor ve kent gaz ve fosil yakıtlara olan bağımlılığını azaltacak.
Sistem tartışma konusu; gölün yazın ısınmış suyun geri verilmesiyle ekosisteminin değişmesi ve olumsuz etkilenmesi endişesi var. Bu nedenle suyun yer altına geri döndürülmesi ve ısının kışın ısınma için kullanılacak ısı rezervuarlarında saklanması olanakları araştırılıyor.