Brüksel kulislerinde Ukrayna savaşı başından bu yana yaşanan en dramatik diplomatik krizlerden biri gelişiyor. Dünya gözü cepheye çevriliyken Avrupa Birliği koridorlarında patlayan iç sarsıntı, Kremlin'e karşı ortak cepheyi parçalama riski taşıyor. Skandala Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve AB'nin yeni dış politika temsilcisi Kaja Kallas karıştı.
Fransa'dan şok hamle
Büyük patlama, Fransa'nın sürpriz şekilde Slovakya'nın da desteğini alarak Rusya'ya yaptırım uygulanan vatandaş ve şirketlerin kara listesinin rutin 6 aylık yenilenmesini bloke etmesiyle geldi. Paris, listeden metalurji magnatı Alisher Usmanov'un çıkarılmasını istiyor. Usmanov, Vladimir Putin'e en yakın oligarklardan biri olarak gösteriliyor. Elysee Sarayı'nın resmi gerekçesi "ulusal güvenlik" olarak açıklansa da Brüksel'de herkesin bildiği gerçek şu: Macron, tutuklu Fransız vatandaşlarının takası için perde arkasında bir pazarlık oynuyor. Sonuç olarak yaptırım listesi bir hafta ertelendi. Bu sürede Avrupa, kendi gemisindeki çatlakları kapatmak için çabalıyor.
Kallas'tan Putin mesajı
İç krizin tam ortasında Avrupa'nın baş diplomatı Kaja Kallas'tan beklenmedik bir açıklama geldi: "Putin bana telefon ederse açarım." Baltık'ın Demir Leydisi olarak bilinen ve birkaç ay önce Rus başkanın her zamankinden zayıf olduğunu söyleyen Kallas'ın bu sözünün bir yumuşama mı yoksa yön değişikliği mi olduğu henüz net değil. Batı analistleri bu sözü durumun kontrol altına alınması için diplomatik bir hamle olarak yorumladı.
Kremlin'e karşı sert duruşuyla tanınan Kallas, Macron gibi liderlerin yaptırımları parça parça pazarlamaya başlamasını izliyor. Bu nedenle devreye girdi ve eğer Rusya ile pazarlık ya da iletişim kurulacaksa bunun Paris ya da Bratislava'nın tek başına hamleleriyle değil, doğrudan Brüksel üzerinden yapılması gerektiğini ima etti. Bunun üzerine Kallas bugün, Moskova'ya karşı daha da ağır yeni bir yaptırım paketi hazırlandığını duyurdu.
Avrupa'daki bu iç mücadele, Ukrayna için Ekim ayında yapılacak müzakerelerin masası kurulurken geliyor. Brüksel'in en büyük korkusu, Avrupa güvenliğinin kaderi ve kıtanın geleceğinin Avrupa'nın arkasından kararlaştırılması. Bu nedenle Kallas'ın Putin'in telefonunu açmaya hazır olduğunu söylemesi aslında Beyaz Saray ve Kremlin'e yönelik doğrudan bir mesaj: masada Brüksel var.