Avrupa, kış öncesi düşük doğalgaz rezervleri ve Hürmüz Boğazı'ndaki devam eden tedarik sorunları nedeniyle yeni bir gaz krizi riskiyle karşı karşıya. Çevre, kaynaklar ve enerji uzmanı Boyan Raşev, BNR'ye verdiği demeçte bu tehlikeye dikkat çekti. Uzmanın belirttiğine göre şirketler, Hürmüz Boğazı'ndaki kriz kalıcı bir çözüme kavuşmadığı halde, depoları doldurmak yerine fiyatların düşmesini bekliyor.
Avrupa Gaz Altyapısı verilerine göre, 31 Ağustos itibarıyla AB'deki doğalgaz depoları yalnızca yüzde 65,4 oranında doldu. Bu oran, bir ay öncesine göre yılın aynı dönemi için rekor düşük seviyelerde seyrediyor.
Boyan Raşev konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: “Yeni bir doğalgaz kriziyle karşı karşıya olduğumuz anlaşılıyor. AB'deki depoların doluluk oranı rekor düşük seviyelerde. Şirketler fiyatların düşmesini ve Hürmüz Boğazı'ndaki krizin çözülmesini umarak bekliyor, ancak ortada bir çözüm yok.”
Piyasadaki hareketler de bu endişeleri doğruluyor. Reuters'ın Ağustos başındaki haberine göre, AB'deki rezervler yüzde 58'in altına düşerek 2011'de başlayan istatistiklerde bu dönem için en düşük seviyeyi gördü ve bir önceki yıla kıyasla yaklaşık 12 puan geriledi. Bu arada Avrupa'da doğalgaz fiyatları son üç buçuk yılın en yüksek seviyesine ulaşarak Eylül başında megavat saat başına 75 euroyu aştı.
Raşev, en ciddi sorunlardan birinin de Katar'daki tedarik aksaklıkları olduğuna işaret etti. Küresel sıvılaştırılmış doğalgaz ticaretinin yaklaşık beşte birini sağlayan Katar'a dikkat çeken uzman, “Katarlı şirket Ekim sonuna kadar mücbir sebep ilan etti, yani önemli miktarlarda gaz ihraç edemeyecek. Bu da piyasada bir açık oluşacağı anlamına geliyor” dedi.
Reuters Temmuz ayında da QatarEnergy'nin bazı Asyalı müşterilerine yönelik mücbir sebep durumunu uzattığını ve LNG tankerlerini Ekim ayına kadar kiraladığını bildirmişti. Şirket, İran çevresindeki askeri gerilim ve Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanmasının ardından sıvılaştırma ve ihracat kapasitelerinin bir kısmını durdurmak zorunda kalmıştı.
Raşev'e göre Avrupa ekonomisi için kritik eşik megavat saat başına 100 euro. “Fiyat megavat saat başına 100 euronun üzerine çıkarsa her şey çok pahalı hale gelir. Bu durum sadece doğalgazı değil, elektriği de doğrudan etkiler” uyarısında bulundu.
Piyasa analistleri de benzer bir senaryoyu masada tutuyor. Reuters'a konuşan analistler, Katar LNG'sinin piyasadan çekik kalması ve kışın normalden soğuk geçmesi durumunda, Kasım-Mart ayları arasındaki ortalama günlük gaz fiyatının megavat saat başına 110 euroya ulaşabileceğini hesaplıyor. Bu senaryoda, Avrupa'daki depolardaki rezervlerin ısınma sezonu sonunda yüzde 10 civarına düşmesi bekleniyor.
Raşev, fiyat artışının aynı oranda otomatik olarak Bulgaristan'a yansımayacağını, çünkü Azerbaycan ile yapılan uzun vadeli sözleşmenin bir tampon görevi gördüğünü vurguladı. “Fiyat artışı otomatik olarak Bulgaristan'a yansımayacak, çünkü gazımızın yüzde 40'ı hala sözleşmeli olan ve fiyatı biraz daha düşük olan Azerbaycan'dan geliyor. Ancak bu sözleşme sonsuza kadar geçerli değil” diye konuştu.
Enerji Bakanlığı Mart ayında, Bulgaristan'daki tüketimin yaklaşık yüzde 40'ının Güney Gaz Koridoru ve Yunanistan-Bulgaristan interkonektörü üzerinden yıllık 1 milyar metreküp olarak Azerbaycan'dan temin edildiğini, bunun 25 yıllık bir sözleşmeye dayandığını doğrulamıştı.
Uzmana göre en büyük tehlike, devasa miktarlarda doğalgaz ve elektrik tüketen Avrupa işletmelerini bekliyor. Raşev, “Avrupa kimya endüstrisi, tıpkı 2021-2022 yıllarında olduğu gibi ikinci kez çok ağır bir darbe alacak” uyarısında bulundu.
Raşev, Avrupa ile ABD arasındaki enerji maliyetlerindeki devasa farkı, rekabet gücü için temel bir sorun olarak gösterdi. “ABD'de doğalgaz fiyatı şu anda Avrupa'nın onda biri. Bu, Avrupa'da faaliyet gösteren hiçbir sektörün rekabetçi olamayacağı anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.
Enerji fiyatları halihazırda Avrupa ekonomisi üzerinde baskı yaratıyor. Reuters bu hafta, Alman Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü DIW'nin yüksek doğalgaz fiyatlarını Avrupa'nın en büyük ekonomisinin toparlanması önündeki temel risklerden biri olarak görmeye devam ettiğini aktardı. Avrupa Merkez Bankası da İran ile yaşanan çatışmadan kaynaklanan enerji şokunu, euro bölgesindeki enflasyonun yeniden hızlanmasının ana faktörü olarak gösteriyor.
Uzman, Avrupa'nın ithalata olan bağımlılığını azaltma imkanlarını da değerlendirdi. Raşev, Bulgaristan'da Rus çıkarlarıyla bağlantılı çevrelerin şeyl gazı arama ve üretimine karşı çıktığını ve bu tür projelerin önünü kestiğini savundu.
Raşev, “Öte yandan AB'deki yerli üretim de yavaş yavaş canlanmaya başlıyor” dedi.
Uzman, önümüzdeki aylardaki en büyük riskin pahalı enerjinin yaratacağı ekonomik darbe olmaya devam ettiğini sözlerine ekleyerek, “Avrupa'daki sanayi ve ekonomi ağır şekilde etkilenecek” uyarısında bulundu.