"Gençken evlenin, çünkü yaşlandıkça daha akıllı hale geliyorsunuz." Ünlü polisiye yazarı Agatha Christie'ye atfedilen bu söz, aradan geçen onca yıla rağmen hem bir şaka hem de ciddi bir uyarı gibi paylaşılmaya devam ediyor. İlk bakışta evlilikle yapılan bir sille gibi dursa da, aslında arkasında oldukça derin bir fikir yatıyor: İnsan tecrübe kazandıkça, gençliğinde tereddüt etmeden vereceği kararlar karşısında çok daha temkinli ve şüpheci bir hale geliyor.
Bu sözü, insanlara olabildiğince erken evlenmeleri gereken bir tavsiye olarak kelimesi kelimesine almak pek doğru olmaz. Daha çok, yaşın kararlarımızı nasıl değiştirdiğine dair tipik bir kuru ironi olarak okumak gerekiyor. Gençlik yıllarında aşk daha çok güçlü duygular, heyecan ve her şeyin mümkün olduğu hissiyle hareket eder.
Yıllar geçtikçe bu duyguların yanına bir sürü soru işareti eklenir. İki insan gerçekten uyumlu mu? Paraya, çocuklara, işe, özgürlüğe ve sorumluluklara bakış açıları ne? Sadece iyi günlerde değil, kötü günlerde de birlikte yaşayabilirler mi? İşte sözün ikinci katmanı burada ortaya çıkıyor. İnsan ilişkiler hakkında ne kadar çok şey bilirse, tereddüt etmek için o kadar çok sebep bulur.
Bu yorum, Agatha Christie'nin romanlarında yarattığı dünyaya da tam olarak uyuyor. Onun karakterleri neredeyse hiç görünüşte oldukları gibi çıkmazlar. Sırlar saklarlar, yanlış varsayımlarda bulunurlar, güvendikleri kişiler yanlışa çıkar veya yanlarındaki insanı aslında hiç tanımadıklarını fark ederler.
Tam da bu yüzden evlilik ve yakın ilişkiler, Christie'nin kitaplarında işlediği insan doğası temasının içine doğal bir şekilde oturur. Ünlü sözü komik kılan şey, tecrübeli ve "akıllanmış" bir insanın, gençliğinde tamamen doğal görünecek bir adımı atmadan önce iki kez düşünmesi fikridir.
Evlilik konusu Christie'nin eserlerinde doğrudan da işlenir. "Karayip Gizemi" romanında Miss Marple, evliliğin, özellikle de ileri yaşlarda, dikkatlice düşünülmeden ve iki tarafın zevkleri ile karakterlerinin uyumlu olup olmadığı hesaplanmadan yapılmaması gerektiği üzerine kafa yorar.
Bu düşünce, şakacı sözden çok daha ciddi görünse de aynı sonuca çıkarıyor: Yıllar geçtikçe insan, ilişkilerin pratik tarafını görmezden gelmekte giderek zorlanır. Christie'ye atfedilen bir başka söz de evliliğin, ancak uzun uzun düşünüldükten sonra karar verilmesi gereken ciddi bir mesele olduğunu söyler.
Bu paradoks bugün hala geçerliliğini koruyor. İşte bu tür sözlerin bu kadar uzun süre yaşamasının sebebi de tam olarak burada gizli. Bu sözler insana ne zaman evlenmesi gerektiğini söylemez, aksine yaşın riske karşı bakış açımızı nasıl değiştirdiğini düşündürür. Gençlik bilinmeyeni daha kolay kabullenirken, tecrübe bize daha ilk adımı atmadan önce zayıf noktaları aramayı öğretir.
Ve şaka en sonunda aynı yere bağlanır: İnsan belki de gençken evlenmeli; çünkü o zaman daha fazla bildiği için değil, tam olarak işlerin nasıl ters gidebileceğinden korkacak kadar fazla şey öğrenmediği için.